Cumhuriyet Halk Partisi
Türkiye'de bir siyasi parti
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kökeni, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan çeşitli direniş gruplarına dayanır; bu grupların çoğu daha önce İttihat ve Terakki Cemiyeti ile bağlantılı kişilerden oluşuyordu. Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde bu gruplar, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla 1919'daki Sivas Kongresi'nde birleşti. 1923 yılında Halk Fırkası adıyla siyasi bir örgüt olarak kurulan parti, kısa bir süre sonra Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı ve Atatürk'ün ilk cumhurbaşkanı olduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etti. Türkiye'nin tek parti dönemine geçmesiyle birlikte, CHP ülkede kapsamlı siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik reformların uygulanmasında temel araç hâline geldi.
II. Dünya Savaşı'nın ardından, Atatürk'ün halefi İsmet İnönü çok partili seçimlere izin verdi ve CHP, 1950 genel seçimlerini kaybettikten sonra iktidarı barışçıl bir şekilde devrederek tek parti dönemini sona erdirip Türkiye'nin çok partili dönemini başlattı. 1960 Askerî Darbesi'ni izleyen yıllarda parti kademeli olarak merkez sol çizgiye yöneldi; bu yönelim, 1972 yılında Bülent Ecevit'in genel başkan olmasıyla birlikte kesinlik kazandı. CHP, dönemin diğer tüm partileriyle birlikte 1980 Askerî Darbesi sonrasında kapatıldı. Parti, 9 Eylül 1992'de Deniz Baykal tarafından, 1980 öncesi üyelerinin çoğunluğunun katılımıyla, yeniden ve orijinal adıyla kuruldu. Yeniden kuruluşundan beri en uzun süre görev yapan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Parti 2002 yılından bu yana iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ne karşı ana muhalefet partisi konumundadır. Özgür Özel liderliğindeki CHP, 2024 yerel seçimlerini kazandı ve 1977 yerel seçimlerinden beri ilk kez birinci parti oldu. Mayıs 2026'da yargı müdahalesiyle Özel'in genel başkanlığı düşürüldü, Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan oldu ve bu durum, parti içi liderlik krizine dönüştü.
Genel başkanlığı düşürülen Özgür Özel ise kararı tanımadığını açıkladı ve yeniden başkan seçimi için kurultay yapılması hususunda imza toplamaya başladı.
Kuruluşu: 1919-1923
4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi'nde, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde kurulan müdâfaa-i hukuk cemiyetleri, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti (ARMHC) adı altında birleştirilmiştir. 23 Nisan 1920 tarihinde toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi ARMHC delegelerinden oluşmuş, ancak 1922'de Meclis, Birinci Grup ve İkinci Grup adıyla iki gruba ayrılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün takipçileri daha sonra "birinci grup" olarak adlandırılmıştır.
İkinci grup, azınlık olsa da parlamentoda güçlü bir muhalefet oluşturdu. Lozan Antlaşması'nın kabulü nedeniyle Meclis'te baş gösteren yoğun tartışmalar üzerine Mustafa Kemal Atatürk, 9 Eylül 1923 tarihinde Dokuz Umde adı verilen siyasi programı ilan etti ve iki gün sonra İçişleri Bakanlığı'na verilen bir dilekçeyle kendine bağlı milletvekillerinden oluşan Halk Fırkası'nı kurdu. Mayıs 1923'te meclis, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Lozan Antlaşması'nın daha güçlü bir meclis tarafından onaylanmasını sağlamak amacıyla yeni seçimler için bir tasarı hazırladı. Halk Fırkası, 1923 seçimlerinden sonra resmi olarak kuruldu. İkinci dönem için görev yapan mecliste Lozan Antlaşması kabul edildi, cumhuriyet ilan edildi ve halifelik kaldırıldı.
Partinin resmî kuruluş tarihi 11 Eylül 1923 olmasına rağmen, partinin kuruluş tarihi daha sonradan partileşme kararının alındığı 9 Eylül 1923 olarak kabul edilmiştir.
Atatürk dönemi: 1923–1938
Türkiye'nin siyasi tarihinde, pratikte Cumhuriyet Halk Partisi Jön Türkler ve İttihat ve Terakki'nin devamı olarak değerlendirilmiştir. Partinin kuruluşunun ardından 1924'te, radikal devrimlere karşı çıkan muhalifler, Kâzım Karabekir liderliğinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Said İsyanı'na karışmak ve Atatürk'e suikast planlamakla suçlandı. Başbakan İnönü, hükûmete olağanüstü yetkiler veren bir yasa sundu ve sıkıyönetim ilan edildi, CHP dışındaki tüm siyasi partiler yasaklandı, devlet onayı olmayan gazetelerin yayımlanması yasaklandı (bu yasak 1930'a kadar sürdü). Türkiye, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kurulduğu dönem dışında 1946 yılına kadar tek partili rejimde yönetildi. 1923'ten 1946'ya kadar, CHP Türkiye'yi dönüştüren kapsamlı sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki reformlar başlattı. Bu reformlar arasında İsviçre ve İtalyan hukuk ve ceza kanunlarının benimsenmesi, sanayileşmenin hızlandırılması, toprak reformu ve kırsal kalkınma programları, iskân kanunu, laiklik, kadınların seçme ve seçilme hakkı ve Latin harflerine geçilmesini sağlayan Harf Devrimi gibi birçok adım bulunuyordu. Bu dönemde ulus inşasına öncelik verildi. Bu süreçte milliyetçilik ilkesinin benimsenmesi, Dil Devrimi ve sözdebilimsel teorilerin (Güneş-Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi) ortaya konulmasıyla Türk milliyetçiliği ideolojisi yayıldı. Partinin 1927'deki ikinci olağan kongresinde, Atatürk Türk tarihindeki son on yılın belirleyiciliğine bir konuşma yaparak gençlere Cumhuriyet'i koruma çağrısında bulundu. Atatürk kişi kültünün tarihsel yazımının temelini bu anlatı oluşturduğu öne sürülmüştür. 1930-1939 yılları arasında, CHP ideolojisini netleştirdi ve "Altı Ok" duyuruldu. Bu dönemde parti tarihsel görüşlerden ayrılarak cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik, devrimcilik, halkçılık ve devletçilik ilkelerini benimsedi.
29 Mayıs 1935 tarihinde toplanan 4. Olağan Kurultayı'da partinin adı, Dil Devrimi doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildi. 18 Haziran 1936 tarihinde yayımlanan bir genelgeyle bütün illerde parti il başkanlığı valilikle birleştirildi. İçişleri bakanı, parti genel sekreterliği sıfatını üstlendi. 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle, CHP'nin "Altı Ok"u Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na resmen dâhil edildi.
Büyük Buhran'ın başlamasıyla birlikte, parti, Başbakan İnönü ve Maliye Bakanı Celal Bayar tarafından savunulan devletçi ve liberal fraksiyonlara ayrıldı. Atatürk genellikle İsmet İnönü'nün politikalarını destekledi. Türkiye'nin erken dönemde ekonomik gelişimi büyük ölçüde devlet girişimleriyle sağlandı.
İnönü dönemi: 1938–1946
Atatürk'ün ölümünden bir gün sonra, İsmet İnönü ikinci cumhurbaşkanı seçildi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin liderliğini üstlendi. İnönü döneminde, ekonomiye devlet müdahalesi politikası benimsendi ve Köy Enstitüleri gibi kırsal kalkınma girişimleri yapıldı. Hatay Devleti referandum sonucu anavatana katıldı. İnönü, Türkiye'yi II. Dünya Savaşı'na çekmeye çalışan Müttefik ve Mihver güçlerine rağmen tarafsızlık politikası benimsedi; bu süreçte, silahlı bir güç olarak tarafsızlığı sağlamak için zorunlu askerlik ve kısıtlama önlemleri uygulandı. Savaşın ilerleyen sürecinde, Irkçılık-Turancılık Davası'yla beraber Pan-Türkistler partiden uzaklaştırıldı.
II. Dünya Savaşı'nın ardından İnönü, Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlamaya çalıştı. Savaşın sona ermesiyle birlikte, liberal ve devletçi fraksiyonlar arasındaki tartışmalar yeniden ortaya çıktı. Dörtlü Takrir, özellikle Celal Bayar olmak üzere bazı CHP üyelerinin istifasına neden oldu; Bayar daha sonra Demokrat Parti (DP)'yi kurdu. İnönü, 1946'da çok partili genel seçim düzenleme kararı aldı. CHP 465 sandalyenin 397'sini kazandı. Demokrat Parti'nin muhalefeti ve Amerika Birleşik Devletleri'nin çabalarıyla, parti komünizme karşı bir tavır aldı ve bazı kırsal kalkınma programlarını durdurdu. 1946-1950 yılları arasındaki dönem, İnönü'nün Türkiye'yi Batı ile yakınlaştırdığı bir dönemdir. 1950 yılında gizli oy açık tasnif ilkesiyle seçimler düzenlendi. İnönü, iktidarın barışçıl bir şekilde değiştirilmesine liderlik etti. 1950 seçimlerinden bu yana, parti parlamentodaki salt çoğunluğu kazanamamıştır.
Politika değişiklikleri: 1950–1980
1950'lerde uygulanan çoğunluk sisteminden dolayı, DP nispeten yakın oy oranları almasına rağmen açık ara farkla meclisi kazandı. Bu durum CHP'nin 10 yıl boyunca muhalefette kalmasına neden oldu. Bu süre zarfında, parti politikaları dönüşüm geçirerek sosyal demokrasiye doğru yöneldi. İsmet İnönü, iktidarı kaybetmeden önce işçi haklarını yasalaştırdı. 1951'deki dokuzuncu kurultayda gençlik ve kadın kolları kuruldu. 1953'te sendikaların ve meslek odalarının kurulması önerildi ve partinin programına iki meclisli bir parlamento, anayasa mahkemesinin kurulması, seçim güvenliği, yargı bağımsızlığı ve işçilerin grev hakkı gibi konuların desteklenmesi eklendi.
DP ve CHP rakip olsalar da DP iktidarı çoğunlukla Kemalist politikaları sürdürdü. Ancak Demokrat Parti yönetimi iktidarının sonlarına doğru giderek otoriterleşti. İnönü, DP taraftarları tarafından defalarca linç girişimine maruz kaldı. DP hükûmeti CHP'ye ait mal varlıklarına el koydu. CHP'nin 1957 seçimlerinde muhalefet partileriyle seçim ittifakı kurmasını engellendi. Süreci takiben 27 Mayıs 1960 tarihinde Türkiye tarihinde ilk askerî darbe yapıldı. Askerî yönetim döneminde DP kapatıldı ve Başbakan Adnan Menderes idam edildi. DP'nin politikalarını izleyen siyasi oluşumlar o dönemden beri CHP'yi Menderes'in idamına ilişkin algılanan rolü nedeniyle eleştirmektedir.
CHP 1961 seçimlerinden birinci parti olarak çıktı ve DP'nin halefi Adalet Partisi ile koalisyon kurdu. Türkiye'de kurulan ilk koalisyon hükûmeti yedi ay görev yaptı. İnönü 1965 seçimlerine kadar diğer iki kere daha hükûmet kurdu. Dönemin çalışma bakanı Bülent Ecevit, işçilere grev hakkı ve toplu sözleşme hakkı tanımada etkili oldu, partideki Demokratik Sol hareketin lideri olarak, CHP'nin Ortanın solu programını benimsemesine katkıda bulundu.
İnönü'nün Ecevit'in politikalarını desteklemesinin ardından Turhan Feyzioğlu CHP'den ayrılarak Güven Partisi'ni kurdu. Ecevit'i neden desteklediği sorulduğunda İnönü "Aslında laikiz dediğimiz günden beri ortanın solundayız" şeklinde yanıt verdi. Feyzioğlu'nun ayrılmasıyla CHP 1969 seçimlerine merkez sol bir programla katıldı, ancak partiye olan algı nedeniyle benzer bir sonuç elde etti; Bu algıya göre parti öncelikle eğitimli kentsel elitlere hitap ediyordu. İnönü muhalefet lideri ve CHP'nin lideri olarak 8 Mayıs 1972'ye kadar görev yaptı, ancak 1971 Muhtırası'na yaklaşımı nedeniyle yerine kurultayda Ecevit seçildi.
Ecevit belirgin olarak sol siyasi politikaları benimsedi. 1973 seçimlerine Ecevit'in liderliğinde katılan CHP seçimlerden zaferle ayrıldı. CHP-MSP koalisyonu kuruldu. Bu dönemde Kıbrıs'a müdahale kararı alındı. 1970'lerde parti, yoğun kutuplaşma döneminde ve siyasi şiddet atmosferinde sendikalar ve solcu gruplarla ilişkilerini sağlamlaştırdı. 1977'de CHP Ecevit döneminde çok partili siyasi tarihinin en yüksek oy oranını alarak %41'i yakaladı, ancak hükûmeti kurmak için yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Ecevit ve rakibi Süleyman Demirel siyasi istikrarsızlık döneminde sürekli ardı ardına hükûmetler kurdu. 1980 Askerî Darbesi bu durumu sona erdirdi. Bu dönemde tüm siyasi partiler kapatıldı ve önceki dönem siyasetçilerin siyaset yapması yasaklandı.
Kapatılması ve yeniden kuruluşu: 1980–2002
1981 yılında Cumhuriyet Halk Partisi diğer tüm siyasi partilerle beraber kapatıldı. 1981 yılında kapatılan siyasi partilerin adı ve kısaltması ile yeni siyasi parti kurulamadı. 1985'e gelindiğinde CHP'nin halefi olan Halkçı Parti (HP) ve Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) birleşerek Sosyaldemokrat Halkçı Parti'yi (SHP) oluşturdu, Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit ise Demokratik Sol Parti'yi (DSP) kurdu. İsmet İnönü'nün oğlu Erdal İnönü ise daha sonradan Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) genel başkanı oldu.
1980 öncesi siyasetçilerin siyasi yasaklarının kaldırılmasının ardından Deniz Baykal ve parti kapatılmadan önce parti yönetimini oluşturan isimler isim hakları konusundaki yasağın kaldırılmasıyla beraber Cumhuriyet Halk Partisi'ni 1992'de yeniden faaliyete geçirdi. Ayrıca parti Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla birlikte 1981 yılında Hazine'ye devredilen varlıklarını geri aldı. SHP 1995'te CHP'yle birleşti.
1991'den 1996'ya kadar SHP ve ardından CHP, DYP ile koalisyon hükûmetlerinde yer aldı. 28 Şubat Süreci'nde Necmettin Erbakan'ın başbakanlıktan istifa etmesinin ardından Baykal, Mesut Yılmaz'ın koalisyon hükûmetini destekledi. Kasım 1998'de Türkbank skandalı sırasında Mesut Yılmaz tartışmaya açılınca CHP hükûmete gensoru verdi ve koalisyonu düşürdü. 1999 genel seçimlerinde CHP %8.71 oy alarak tarihinde ilk kez baraj altında kaldı. Baykal seçim yenilgisinden kendinin sorumlu olduğunu belirterek 22 Nisan 1999'da genel başkanlıktan istifa etti.
Baykal dönemi: 2002–2010
3 Kasım 2002 genel seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidara geldi. AK Parti seçimlerde %34.4 oy oranıyla 363 milletvekilliği kazanırken CHP %19.39'la 178 milletvekilliğinde kaldı. Kalan milletvekilliklerini bağımsızlar kazandı. Diğer partilerin hiçbiri %10 barajını aşamadı. Cumhuriyet Halk Partisi, 2002 seçimleriyle beraber ana muhalefet partisi oldu ve o seçimlerden beri bu konumunu korudu.
2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri, CHP'li ve AK Partili politikacılar arasındaki gerilimlerin doruğa çıkmasıyla bir siyasi krize dönüştü. Baykal döneminde CHP, ordu ve yargının "demokratik olmayan" girişimlerine destek verdi. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'e karşı ortaya çıkan protestolar; Gül'ün İslamcı siyaset geçmişi ve eşinin başörtüsü takması gibi popüler nedenlerle düzenlendi. CHP'nin seçimi boykot etmesiyle beraber 367 Krizi çıktı. E-muhtıra yayınlandı. Olayların ardından erken seçim kararı alındı ve Anayasa'da bazı değişiklikler yapıldı. Cumhurbaşkanının meclis tarafından değil, halk tarafından iki turlu oylamayla seçilmesi kararlaştırıldı; yedi yıl olan görev süresi beş yıla düşürülerek, iki kez seçilebilmesinin önü açıldı. Anayasa değişiklikleri, 21 Ekim 2007 tarihinde yapılan halk oylamasında, %68,95'lik kabul oyuyla yürürlüğe girdi. 28 Ağustos 2007 tarihinde Abdullah Gül Türkiye'nin 11. cumhurbaşkanı seçildi. Yemin töreni CHP ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından boykot edildi.
2002 ve 2010 yılları arasında Türkiye'de iki genel seçim ve iki yerel seçim yapılmış ve bu seçimlerin tamamında CHP %18 ila %23 arasında oy almıştır.
Kılıçdaroğlu dönemi: 2010–2023
Baykal bir kasetin internete sızdırılmasının ardından parti genel başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. 22 Mayıs 2010 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu yeni parti lideri olarak seçildi. Kılıçdaroğlu CHP'yi geleneksel sosyal demokrat imajına geri döndürdü ve partinin laik-muhafazakar karakterini bir kenara bıraktı. Kılıçdaroğlu, dindar seçmenler ve Kürtler arasında bir köprü kurmak üzerine politika yürüttü. Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, beş seçim boyunca milletvekili seçimlerinde %22 ila %26 arasında oy aldı. Parti 2010 anayasa referandumunda "hayır" kampanyasını destekledi. Kılıçdaroğlu liderliğinde girilen 2011'deki ilk seçimde partinin desteği %25'e çıktı, ancak bu oy oranı partinin seçimleri kazanması için yeterli olmadı. Kılıçdaroğlu döneminde CHP, 2013 Gezi Parkı protestolarına büyük bir destek verdi.
İlk doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimi olan 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi, 2013 Türkiye yolsuzluk skandalının ardından gerçekleştirildi. Recep Tayyip Erdoğan ile yarışan CHP ve MHP'nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu %38 oy alarak seçimleri birinci turda kaybetti. Haziran 2015 genel seçimlerinde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) barajı aşarak AK Parti'nin meclis çoğunluğunu kaybetmesine neden oldu. Seçimlerin ardından koalisyon görüşmeleri başarısız oldu. MHP, CHP liderliğindeki bir hükûmette HDP ile birlikte yer almayı reddetti. CHP ise haftalar süren müzakerelerin ardından AK Parti ile hükûmet kurmayı reddetti. Kasım ayında yapılan erken seçimde AK Parti meclis çoğunluğunu yeniden kazandı.
Kılıçdaroğlu döneminde parti, 2017 anayasa referandumunda "hayır" kampanyasına öncülük etmiştir.