Mısır
Kuzey Afrika ve Batı Asya ülkesi
Nil Deltası boyunca uzanan Mısır, MÖ 6 ile 4 bininci yıllara kadar dayanan mirası ile en uzun tarihî geçmişe sahip ülkelerden biridir. Medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Antik Mısır; yazı, tarım, kentleşme, organize din ve merkezî hükûmet alanlarındaki ilk gelişmelerden bazılarına sahne olmuştur. Yedinci yüzyılda büyük ölçüde İslam'ı benimsemeden önce Mısır, Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biriydi. Kahire, 10. yüzyılda Fâtımîler'e, 13. yüzyılda ise Memlûk Devleti'ne başkentlik yapmıştır. 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olan Mısır Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın 1867'de özerk bir Hidivlik kurmasına kadar da Osmanlı hâkimiyeti altında kalmıştır. Ardından Britanya İmparatorluğu tarafından işgal edilen ülke 1922'de monarşi olarak bağımsızlığını kazanmıştır. 1952 devriminin ardından Mısır'da cumhuriyet ilan edilmiş ve 1958'de ülkenin Suriye ile birleşmesiyle Birleşik Arap Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu birlik 1961'de dağılmıştır. Mısır 1948, 1956, 1967 ve 1973'te İsrail'le birçok silahlı çatışmaya girmiş ve 1967'ye kadar Gazze Şeridi'ni işgal etmiştir. 1978'de Mısır, Sina'dan çekilmesi karşılığında Camp David Sözleşmesi'ni imzalayarak İsrail'i resmî olarak tanımıştır. 2011 Mısır Devrimi'ne ve Hüsnü Mübarek'in devrilmesine neden olan Arap Baharı'nın ardından ülke uzun süren bir siyasi istikrarsızlık dönemiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu dönem 2012'de Muhammed Mursi'nin öncülük ettiği Müslüman Kardeşler bağlantılı kısa ömürlü İslamcı hükûmetin seçilmesi ve bu hükûmetin 2013'teki kitlesel protestoların ardından devrilmesi gibi olayları içermekteydi.
2014 yılında seçilen ve o zamandan beri Abdülfettah es-Sisi tarafından yönetilen Mısır'ın yarı başkanlık sistemine dayalı mevcut hükûmeti, bazı gözlemci kurumlar tarafından otoriter olarak değerlendirilirken ülkenin insan hakları durumunun zayıf kalmasından sorumlu tutulmaktadır. Mısır'ın resmî dini İslam, resmî dili ise Arapçadır. Nüfusun büyük çoğunluğu ekilebilir tek arazinin bulunduğu, yaklaşık 40.000 kilometrekarelik Nil Nehri kıyılarına yakın alanlarda yaşamaktadır. Mısır topraklarının çoğunu Sahra Çölü oluşturur ve buradaki geniş alanlarda seyrek yerleşimler gözlemlenir. Mısır'da yaşayanların yaklaşık %43'ü ülkenin kentsel alanlarında yaşamaktadır. Bunların çoğu Kahire, İskenderiye ve Nil Deltası'ndaki diğer büyük şehirlerin yoğun nüfuslu merkezlerine yayılmış durumdadır.
Mısır Kuzey Afrika, Orta Doğu ve İslam dünyasında bölgesel bir güç, dünya çapında ise orta bir güç olarak değerlendirilmektedir. Afrika'nın üçüncü büyük ekonomisi, dünyanın nominal GSYİH açısından 38. ve kişi başına nominal GSYİH açısından 127. en büyük ekonomisi olan, çeşitlendirilmiş bir ekonomiye sahip, gelişmekte olan bir ülkedir. Mısır; Birleşmiş Milletler, Bağlantısızlar Hareketi, Arap Birliği, Afrika Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Dünya Gençlik Forumu'nun kurucu üyesi olmakla beraber ve bir BRICS üyesidir.
Etimoloji
Tarih öncesi dönem ve Antik Mısır
Nil kıyıları boyunca ve çöl vahalarında kaya oymalarına dair kanıtlar bulunmaktadır. MÖ 10. binyılda avcı-toplayıcı ve balıkçı kültürünün yerini tahıl öğütme kültürü almıştır. MÖ 8000 civarında iklim değişiklikleri veya aşırı otlatma, Mısır'ın pastoral topraklarını kurutarak Sahra'yı oluşturmaya başladı. İlk kabile halkları, yerleşik bir tarım ekonomisi ve daha merkezi bir toplum geliştirdikleri Nil Nehri civarlarına doğru göç etmiştir.
Milattan önce yaklaşık 6000'li yıllara gelindiğinde, Nil Vadisi'nde Neolitik bir kültür kök salmaya başladı. Neolitik çağda, Yukarı ve Aşağı Mısır'da birbirinden bağımsız olarak birkaç hanedan öncesi kültür gelişti. Badâri kültürü ve onun devamı olan Nakada, genel olarak Mısır hanedanlığının öncüleri olarak kabul edilmektedir. Bilinen en eski Aşağı Mısır bölgesi olan Merimda, Badâri'den yaklaşık yedi yüz yıl öncesine dayanmaktadır. Çağdaş Aşağı Mısır toplulukları güneydeki benzerleriyle iki bin yıldan fazla bir süre bir arada yaşamış ve ticaret yoluyla sık sık etkileşim kurmuşlarsa da kültürel olarak birbirlerinden farklı kalmışlardır. Mısır hiyeroglif yazıtlarının bilinen en eski kanıtı hanedan öncesi dönemde, yaklaşık MÖ 3200'e tarihlenen Nakada III çömlek kaplarında görülmüştür.
Kral Menes tarafından MÖ 3150 dolaylarında birleşik bir krallık kuruldu ve bu, sonraki üç bin yıl boyunca Mısır'ı yöneten bir dizi hanedanlığın ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Mısır kültürü bu uzun dönemde gelişti ve dini, sanatı, dili ve gelenekleri bakımından Mısırlılara özgü olarak kaldı. Birleşik bir Mısır'ın ilk iki yönetici hanedanı, MÖ 2700-2200 dolaylarında birçok piramit inşa edilen Eski Krallık dönemine zemin hazırladı. Bu piramitlerden en önemlisi, Zoser'in Üçüncü Hanedan piramidi ve Dördüncü Hanedan'a ait Gize piramitleridir.
Birinci Ara Dönem, yaklaşık 150 yıl süren bir siyasi çalkantı dönemini başlattı. Bununla birlikte, daha güçlü Nil taşkınları ve hükûmetin istikrara kavuşması, Orta Krallık'taki ülkeye refahı geri getirdi. MÖ 2040'ta ise Firavun III. Amenemhat döneminde zirveye ulaşıldı. İkinci Ara Dönem, Mısır topraklarındaki ilk yabancı yöneticili bir hanedan olan Sami Hiksos'un gelişinin habercisiydi. Hiksos istilacıları, MÖ 1650 civarında Aşağı Mısır'ın çoğunu ele geçirdiler ve Avaris'te yeni bir başkent kurdular. İstilacılar Mısır'daki on sekizinci hanedanı kuran ve başkenti Memfis'ten Teb'e taşıyan I. Ahmose liderliğindeki Yukarı Mısır kuvvetleri tarafından kovuldular.
MÖ 1550-1070 dolaylarındaki Yeni Krallık, on sekizinci hanedan dönemi ile başladı ve Mısır'ın, Nübye'deki Tombos'a kadar güneydeki bir imparatorluğa kadar genişleyen ve doğuda Levant'ın bazı kısımlarını da kapsayan uluslararası bir güç olarak yükselişini temsil ediyordu. Bu dönem Hatşepsut, III. Thutmose, Akhenaton ve eşi Nefertiti, Tutankhamun ve II. Ramses gibi en tanınmış Firavunlardan bazılarını içermektedir. Monoteizm, bu dönemde "Atenizm" olarak ortaya çıktı. Ülke daha sonra Libyalılar, Nübyeliler ve Asurlular tarafından işgal edildi ve bu işgal, yerli Mısırlılar'ın işgalcileri kovmasına ve ülkelerinin kontrolünü yeniden ele geçirmesine kadar devam etti.
MÖ 525'te II. Kambises liderliğindeki Ahameniş İmparatorluğu Mısır akınlarına başladı ve sonunda Pelusium savaşında firavun III. Psamtik esir düştü. II. Kambises daha sonra resmî olarak firavun unvanını aldı ancak Mısır'ı günümüzde İran sınırları içinde yer alan Susa'daki evinden yöneterek Mısır'ı bir satraplığın kontrolü altına bıraktı. Ahamenişlere karşı geçici olarak başarılı olan birkaç isyan MÖ 5. yüzyıla damgasını vursa da Mısır hiçbir zaman Ahamenişleri kalıcı olarak devirmeyi başaramadı.
Otuzuncu hanedan, Firavunlar döneminde hüküm süren son yerli hanedan olma özelliğini taşımaktadır. Mısır, son yerli Firavun Kral II. Nektanebo'nun savaşta yenilmesinden sonra MÖ 343'te yeniden Ahamenişlerin eline geçti. Mısır'daki bu hanedanlık uzun ömürlü değildi çünkü Ahamenişler birkaç on yıl sonra Büyük İskender tarafından devrildi. İskender'in Makedon generali I. Ptolemaios burada Ptolemaios Hanedanı'nı kurdu.
Ptolemaios ve Roma Mısırı
Ptolemaios Krallığı doğuda Güney Suriye'den batıda Kirene'ye ve güneyde Nübye sınırına kadar uzanan güçlü bir Helenistik devletti. Başkent ve ülke merkezi İskenderiye oldu. Bu süre içinde Mısır'da ekonomik ve mimari gelişmeler yaşandı. Bunun yanında Roma-Mısır kültürü kaynaşması da oldu. Yunan mimarisi ve kültürü, Mısır'a ulaştı. Ptolemaioslar Yerli Mısır halkı tarafından benimsenmek amacıyla kendilerini Firavunların vârisleri olarak adlandırdılar. Mısır geleneklerini benimsediler, kendilerini Mısır tarzı ve kıyafetiyle halka açık anıtlarda resmettirdiler ve Mısırlıların dinî yaşamına katıldılar.
Ptolemaios soyunun son hükümdarı, Octavianus'un İskenderiye'yi ele geçirmesi ve paralı askerlerinin kaçması ile birlikte sevgilisi Marcus Antonius'un ölümünün ardından intihar eden VII. Kleopatra'ydı. Ptolemaioslar sık sık yerli Mısırlıların isyanlarıyla karşı karşıya kaldılar ve krallığın gerilemesine ve Roma tarafından ilhak edilmesine yol açan dış ve iç savaşlara karıştılar.
Hristiyanlık, 1. yüzyılda Evanjelist Markos ile birlikte Mısır'a geldi. Diocletianus'un hükümdarlığı (MS 284-305), Mısır'da çok sayıda Mısırlı Hristiyan'ın zulme uğradığı Roma döneminden Bizans dönemine geçişi işaret ediyordu. O zamana kadar Yeni Ahit Mısır diline tercüme edilmişti. MS 451'deki Kalkedon Konsili'nden sonra, ayrı bir Mısır Kıptî Kilisesi kuruldu.
Orta Çağ (7. yüzyıl-1517)
Bizanslılar, 602-628 Bizans-Sasani Savaşı'nın ortasında, 7. yüzyılın başlarında kısa bir Sasani istilasının ardından ülkenin kontrolünü yeniden ele geçirmeyi başardılar ve bu sırada on yıl boyunca Sasani Mısır olarak bilinen kısa ömürlü yeni bir eyalet kurdular. Bu eyalet Mısır'ın Araplar tarafından fethine kadar sürdü. Araplar'ın Bizans ordularını mağlup ettiği Mısır'da İslam yayılmaya başladı. Bu dönemde bir süre Mısırlılar yeni inançlarını yerli inanç ve uygulamalarla harmanlamaya başladılar ve bu da bugüne kadar gelişen çeşitli Sufi tarikatlarının oluşmasına yol açtı. Bu dönemde bir süre Mısırlılar yeni inançlarını yerli inanç ve uygulamalarla harmanlamaya başladılar ve bu da bugüne kadar gelişen çeşitli Sûfî tarikatlarının oluşmasına yol açtı.
Mısır üzerine 639'da yürüyen Amr bin Âs komutasındaki Arap kuvvetleri delta bölgesinin doğusundaki direnişi kırarak 641'de Doğu Roma İmparatorluğu'nu (Bizans) barış yapmaya zorladı. Bizans kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra 8 Kasım 641'de İskenderiye de Arapların eline geçti. İskenderiye 645'te Bizans İmparatorluğu kuvvetleri tarafından geri alındı ancak 646'da Amr tarafından tekrar Arapların eline geçti. 654 yılında II. Konstans'ın gönderdiği istila filosu geri püskürtüldü.
İlk Arap yerleşimi olarak Nil'in doğu kıyısında kurulan el-Fustat uzun süre boyunca Müslümanlığın tek merkezi olarak kaldı. Şehir daha sonra Haçlı Seferleri sırasında yakıldı. Kahire daha sonra 986 yılında Arap halifeliğinin Bağdat'tan sonra ikinci en büyük ve en zengin şehri olması amacıyla inşa edildi.
Abbâsîler döneminde yeni vergiler getirildi. Kıptîler, Abbâsî yönetiminin dördüncü yılında isyan çıkardı. 9. yüzyılın başlarında Mısır'ı bir vali aracılığıyla yönetme uygulaması, Bağdat'ta ikamet etmeye karar veren ve kendisi adına yönetmesi için Mısır'a bir vekil gönderen Abdullah ibn Tahir döneminde yeniden başladı. 828'de Mısır'da başka bir isyan daha patlak verdi ve 831'de Kıptîler hükûmete karşı yerli Müslümanlarla birlik kurdu.
Bağdat'taki halifelik merkezinden Mısır'ı yönetme güçlüğü sonraki yıllarda sık sık vali değişikliğine başvurmaya yol açtı. IX. Yüzyılın ortalarından itibaren Bağdat tarafından gönderilen valilerin yerini valiliklerini Bağdat'a tasdik ettiren Türk komutanlar aldı. Itah (Aytah) Türkî (847-848), Hakan oğlu el-Fethi't-Türkî (856-861), Dinar oğlu Yezidi't-Türkî (856-867), Müzahimü't-Türkî (867-868), Ahmedü' Türkî (868) ve Uluğ Tarhan oğlu Uzcur Türkî (868) Sudan ile birlikte Mısır'a valilik yapan ilk altı Türk komutandır. 15 Eylül 868'de bir başka Türk vali Ahmed bin Tolun Mısır'a gelerek Mısır'da ilk Türk hanedanını kurmuştur.
Sonraki altı yüzyıl boyunca Mısır'ın kontrolü Müslüman yöneticilerde kaldı. Kahire, Fâtımîler'in merkeziydi. Eyyûbîler hanedanının sona ermesiyle birlikte Türk-Çerkes askerî kastı olan Memlûkler 1250 yılı civarında kontrolü ele geçirdi. 13. yüzyılın sonlarında Mısır, Kızıldeniz, Hindistan, Malaya ve Doğu Hint Adaları'nı birbirine bağladı. 14. yüzyılın ortalarında Kara Ölüm, ülke nüfusunun yaklaşık %40'ının ölümüne sebep oldu.
Erken modern dönem: Osmanlı dönemi (1517-1867)
1517 yılında Yavuz Sultan Selim'in Ridaniye Muharebesi'yle Memlûk Sultanlığı'nı yıkarak Mısır'ı Osmanlı topraklarına katması sonucunda Mısır Eyaleti kuruldu, halifelik de Türklere geçti. Savunma amaçlı askerîleşme sivil toplum yapısına ve ekonomik kurumlara zarar verdi. Ekonomik sistemin zayıflaması vebanın etkileriyle birleşerek Mısır'ı yabancı işgaline karşı savunmasız bıraktı. Portekizli tüccarlar ticareti devraldı. 1687 ile 1731 yılları arasında Mısır'da altı adet kıtlık yaşandı. 1784'teki kıtlık, nüfusunun yaklaşık altıda birine mal oldu. Mısır, ülkeyi yüzyıllardır yöneten Memlûklerin devam eden gücü ve etkisi nedeniyle, Osmanlı padişahları için çoğu zaman kontrol edilmesi zor bir eyalet olmuştur. 1798'de Napolyon Bonapart'ın Fransız kuvvetleri tarafından işgal edilene kadar Memlûk yönetimi altında yarı özerk olarak kaldı. Fransızların İngilizlere yenilmesinin ardından Osmanlı Türkleri, yüzyıllarca Mısır'ı yöneten Mısırlı Memlûkler ve Osmanlı'nın hizmetinde olan Arnavut paralı askerleri arasında üçlü bir iktidar mücadelesi yaşandı.
Fransızların sınır dışı edilmesinin ardından, 1805 yılında Mısır'daki Osmanlı ordusunun Arnavut kökenli askerî komutanı Mehmed Ali Paşa tarafından iktidara el konuldu. Muhammed Ali, Memlûkleri katletti ve 1952 devrimine kadar Mısır'ı yönetecek bir hanedan kurdu. Mehmed Ali Paşa, Kuzey Sudan'ı (1820-1824), Suriye'yi (1833) ve Arabistan ile Anadolu'nun bazı kısımlarını ilhak etti. 1841'de Avrupalı güçler, Osmanlı İmparatorluğu'nu devirme ihtimalinden çekinerek Kavalalı'yı fethettiği yerlerin çoğunu Osmanlılara iade etmeye zorladı. Askeriyeye olan tutkusu onu ülkeyi modernleştirmeye itti. Sanayiler inşa etti, sulama ve ulaşım için bir kanal sistemi kurdu ve kamu hizmetinde de çeşitli reformlar gerçekleştirdi. Mısır'ı Osmanlı İmparatorluğu'nda güçlü bir konuma yükseltmek için 20. yüzyılda yürütülen komünizm harici Sovyet stratejileriyle çeşitli benzerlikler gösterecek şekilde halkın yaklaşık yüzde dördünün orduya hizmet ettiği bir askerî devlet inşa etti.
Mehmed Ali Paşa, orduyu angarya geleneği altında toplanan bir ordudan büyük, modern bir orduya dönüştürdü. 19. yüzyıl Mısır'ında erkek köylülerin zorunlu askerliğini başlattı ve büyük ordusunu desteklemek için yeni bir yaklaşım benimseyerek onu sayı ve beceri açısından güçlendirdi. Yeni askerlerin eğitim ve öğretimi zorunlu hale getirildi. Erkekler, olası aksi bir durumun önüne geçebilinmesi amacıyla kışlalarda tutuldu. Erkeklerde askerî yaşam tarzına yönelik karşıtlık zamanla azaldı ve milliyetçiliğe dayalı yeni bir ideoloji benimsendi. Mehmed Ali Paşa, bu yeni doğan askerî birliğin yardımıyla Mısır'daki hakimiyetini güçlendirdi.