📖 Kimdir A Aristoteles
Aristoteles
KİMDİR?

Aristoteles

Antik Yunan filozofu (MÖ 384–322)

👁 2 görüntülenme
Aristoteles veya kısaca Aristo, Antik Yunanistan'da klasik dönem aralığında yaşamını sürdürmüş olan Yunan filozof, polimat ve bilgedir.
Aristoteles (GrekçeἈριστοτέλης, Aristotélēs, yak. MÖ 384 – yak. MÖ 322) veya kısaca Aristo, Antik Yunanistan'da klasik dönem aralığında yaşamını sürdürmüş olan Yunan filozof, polimat ve bilgedir.

Platon ile birlikte düşünce tarihinin en önemli filozoflarından olan Aristoteles, mantık, fizik, biyoloji, zooloji, astronomi, metafizik, etik, estetik, ruh, psikoloji, dilbilim, ekonomi, siyaset ve retorik gibi pek çok disiplinde çoğu o disiplinin kurucusu olan eserler vermiş, eserleri 16. ve 17. yüzyılda modern bilim gelişene kadar Avrupa ve İslam coğrafyasındaki bilimsel faaliyetin temelini oluşturmuştur. Günümüzde kullanılan pek çok bilimsel terim ve araştırma metodu kendine dayanan Aristoteles, tarih boyunca özgün felsefi düşüncelerin ve tartışmaların, bilimsel görüşlerin ve araştırmaların kaynağı olmuş ve olmaya da devam etmektedir.

Hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Kuzey Yunanistan'daki antik Stagira şehrinde doğmuş, Makedon kralı II. Filip‘in doktoru olan babası Nicomachus, Aristoteles çocukken ölmüş ve Makedonya sarayında hocalar tarafından büyütülmüştür. 17-18 yaşlarında Atina‘daki Platon'un Akademi'sine katılmış ve yirmi yıl kadar orada kalmıştır (c. MÖ 347). Platon öldükten kısa zaman sonra, MÖ 343'te Makedon II. Filip‘in isteğiyle Makedonya sarayında Büyük İskender‘e hocalık yapmıştır. Daha sonra Atina'ya dönüp Lyceum'da Platon'unki gibi bir okul kuran Aristoteles, burada pek çok takipçi edinmiştir ve bugün kendine atfedilen düşüncelerin çoğunu bu dönemde ürettiği düşünülmektedir.

Aristoteles ismiyle günümüze kalan eserlerin nasıl üretildiği veya toplandığı tam olarak bilinmese de, günümüze kalan metinlerin basılmak için hazırlanmış yazılardan çok, ders anlatımı için oluşturulmuş taslaklar ya da ders notları olduğu düşünülmektedir. Buna rağmen bu metinler Geç Antik Çağ, Orta Çağ ve Rönesans boyunca bilim pratiğini belirlemiş, örneğin astronomi hakkındaki iddiaları Kopernik'in fizik hakkındaki düşünceleri Galileo ve Newton'un çalışmalarıyla aşılabilmiş, klasik mekanik, modern kimya ve biyoloji sistematik bilimler haline gelene kadar doğa ve hayvanlar hakkındaki görüşleri etkisini baskın biçimde sürdürmeye devam etmiştir. Mantıkla ilgili ilk biçimsel incelemeleri sunan Aristoteles, Frege'ye kadar mantıkla ilgili çalışmaların temelini oluşturmuştur. Bu eserlerinin en önemlileri arasında Metafizik, Kategoriler, Fizik, Nikomakhos'a Etik, Politika, Ruh Üzerine ve Poetika sayılabilir.

Helenistik dönemde diğer düşünce okulları kadar popüler olmasa da öğretilerini takip edenlerce fikirleri aktarılmış, Epikürcülük ve Stoacılık üzerinde çeşitli etkileri olmuştur. Ancak asıl etkisini erken Hristiyanlığın neo-Platonizmi'nde, Orta Çağ'ın Hristiyanlık teolojisinde, İslam felsefesinde ve skolastik düşüncede gösteren Aristoteles, İslam düşünürleri tarafından "muallim-i evvel" yani "ilk öğretmen" olarak anılmış, Thomas Aquinas biricik örneğini teşkil ettiğini düşündüğü için ona sadece "filozof" demiş, Heidegger felsefede kavramın ancak Aristoteles ile kendini bulduğunu iddia etmiştir. Felsefe tarihi boyunca neredeyse hiç gündemden düşmeyen Aristoteles, günümüzde özellikle metafizik ve etik alanlarında güncel tartışmalara katkıda bulunmaya devam etmektedir.

Hayatı

O dönemde gayet yaygın bir isim olan adının anlamı "en iyi amaç, gaye" olan Aristoteles'in hayatıyla ilgili bilgiler oldukça sınırlıdır. Antik Çağ'dan günümüze kalan belgelere dayanarak, Aristoteles'in MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya geldiği düşünülmektedir. MÖ 367 veya 366'da 17-18 yaşında Platon'un Atina'daki Akademi'sine girmesiyle Platon'un en parlak öğrencilerinden biri olan Aristoteles, Platon'un okulundayken okuma tutkusuyla tanındığı ve "okuyucu" lakabını edindiği söylenir. Helenistik dönemden önce felsefe daha çok karşılıklı konuşma ve tartışma biçiminde yapıldığı için, Aristoteles'in metinlere yönelmesi farklı bir etkinlik olarak görülmüş olabileceği gibi, bu lakap daha sonraki Aristoteles okurları tarafından Aristoteles'in metinlerinin kendinden önceki filozoflara göndermelerle dolu olması nedeniyle verilmiş de olabilir. Bu dönemde hiçbiri günümüze bütünüyle kalmamış olan diyaloglarını yazmaya başladığı düşünülmektedir.

Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademi'nin başına yeğeni Speusippos geçmiştir, Aristoteles'in Atina'dan ayrılmasına genellikle bu durum temel neden olarak gösterilse de o dönemde Makedonya'nın güçlenmesi ve diğer Yunan şehir devletlerini tehdit etmesi sonucu gelişen Makedon düşmanlığının da Atina'dan ayrılmasında etkili olduğu düşünülebilir. Ksenokratos'la beraber bulunduğu Assos kentinin tiranı Atarnevuslu Hermias'ın yanına danışman olarak gider, bu sırada en önemli öğrencilerinden biri olan Theophrastos'la beraber özellikle Midilli adasında hayvanlar, bitkiler ve coğrafya hakkında pek çok gözlem, inceleme ve deney yaptığı, bu konulardaki metinlerini dolduran örneklerin çoğunu bu dönemde topladığı düşünülmektedir. Midilli'deyken Hermias'ın yeğeni ya da evlatlık kızı Pythias'la evlenir ve yine Pythias adında bir kızı olur.

343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Makedonya kralı II. Filip'in sarayına danışman olarak gider.

Burada Filip'in oğlu ve daha sonra ordusunda general İskender öldükten sonra sırasıyla biri Yunan yarımadasında diğeri Mısır'da kral olacak olan Kassandros ve I. Ptolemaios'a hocalık yapar. Antik Çağ filozoflarının hayatlarıyla ilgili çoğu rivayete dayanan bilgilerden oluşan bir biyografi kitabı yazmış olan Diogenes Laertios, 341 yılında Persler'in eline düşen Hermias'ın öldürülünce Aristoteles'in Delfi'de ona bir anıt yaptırdığını ve bu anıta onun anısına bir şiir yazdığını aktarır ve şiire de yer verir. Aristoteles'in Perslere karşı etnik ayrımcılık yaptığı, Yunanları Perslerden daha üstün gördüğü, öğrencilerine Yunanlara karşı iyi davranan fakat aynı düzeyde Perslere kötü davranan lider olmaları gerektiğini öğrettiği söylense de, ancak zaten Pers düşmanlığı ve "dostuna iyi, düşmanına kötü davran" normu Antik Yunan toplumunda Aristoteles'e kadar en az iki yüzyıldır yaygın biçimde görülmektedir. Ayrıca, Aristoteles felsefesiyle öğrencilerinin liderlikleri arasında net bir örüntü görülmemekte, Aristoteles'in bu dönemde seçkin öğrencilerine ne öğrettiği bilinmemektedir.

Filip'in ölümüyle MÖ 335 yılında İskender Makedonya kralı olduğunda Aristoteles Atina'ya dönüp daha öncesinde de felsefe amacıyla kullanılmış bir yer olan Atina kent merkezine yakın Lykeion'da kendine ait bir felsefe okulu kurar ve takipçilerine ya (rivayete göre) Aristoteles öğrencileriyle dolaşarak tartıştığı için ya da bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri olan mimarinin adından dolayısıyla Peripatetikler (περῐπᾰτητῐκοί, perĭpătētĭkoí) denmiştir (bu isim hem "etrafında yürüyenler" hem de "bir alanı çevreleyen mimari yapı" anlamına gelebilir). Burada on iki sene ders veren Aristoteles eşi Pythias ölünce Herpyllis'le evlenir ve Nikomakhos adında bir oğlu olur. Günümüze kalan metinlerinin çok büyük ihtimalle bu dönemde Aristoteles ya da öğrencileri tarafından yaptıkları tartışmalara dair notlar olduğu ve okul dışında paylaşılmadığı düşünülmektedir.

MÖ 323'te Büyük İskender'in ölmesi sonrası Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası oluşunca Makedon olan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Euboia) adasındaki Helke'ye sığınır. Ertesi yıl MÖ 322'de, altmış iki yaşında hayatını kaybeder. 2016 yılında Yunan arkeolog Kostas Sismanidis, Aristoteles'in mezarının, Stagira bölgesindeki 5. asra ait tarihi kalıntılar arasında bulduğunu açıkladı.

Yapıtları

Aristoteles'in yazıları iki kümeye ayrılır:

  • Aristoteles tarafından yayımlanan ancak bugün kaybolmuş yazılar.
  • Aristoteles tarafından yayımlanmamış, hatta yayına yönelik hazırlanmamış fakat muhafaza edilmiş olan yazılar.

Kaybolan yapıtları

İlk kısım yazılar, "dışrak yapıtlar" olarak adlandırılırlar. Dışrak, yani ἐξοτερικά terimini Aristoteles kendi Lykeion'dan daha geniş bir okuyucu kitlesine yönelik eserleri için kullanmıştır. Bu yapıtlar, diğer birçok Antik Çağ metni gibi miladı izleyen ilk asırlarda kaybolmuş ve günümüze yalnızca başka yazarların alıntılarından kalan parçalar ulaşmıştır. Bu yapıtlar konu ve işleniş itibarıyla Platon'unkilere benzer biçimde diyalog olarak yazılmıştır. Cicero, Aristoteles'in stilinin "pürüzsüzlüğü"nü övüp yazısının akışını "altın bir ırmak"a benzetirken çok büyük ihtimalle bu yapıtlara göndermede bulunmaktadır çünkü bizim elimize ulaşan diğer türdeki metinler dil ve biçim açısından vasat, daha çok konuşma diline yakın metinlerdir. Bu metinler büyük ölçüde Platoncu temaları geliştirmekte, hatta bazen Platon'un çalışmalarıyla aynı doğrultuda daha öteye giden iddialar sunmaktadır (Bu çizgide, örneğin Evdemos diyalogunda, ruhla beden arasındaki bağları doğa karşıtı bir birliktelik olarak nitelendirip, Tyrrhen korsanlarının tutsaklarını bir cesede bağlayarak yaptıkları işkenceye benzetir). Fakat genel olarak bu yayımlanan metinlerin hiçbiri elimize ulaşan metinlerdeki kadar güçlü argümanlar vermemekte, daha çok genelgeçer toplumsal normları ve Platon'u doğrular görünmektedir.

Aristoteles'in yayıma yönelik olmayan eserlerinde ise (örneğin Ruh Üzerine'de) Platon'u ve ondan sonra gelen Platoncuları eleştirdiğini çok net görebiliriz. Dahası pek çok noktada Platon'la çok temel görüş ayrılıklarına sahip olan Aristo, pek çok başka açıdan da genelgeçer toplumsal kanılarla oldukça zıtlaşmaktadır. Bu durum felsefe tarihçilerini Aristoteles'in nasıl anlaşılması gerektiğiyle ilgili çeşitli iddialara götürmüştür. Kimileri Aristoteles'in yayımladığı diyaloglarını Platon'un okulundayken yazdığını, bu nedenle Platon'un iddialarını savunan metinler ürettiğini, ancak kendi özgün düşüncelerini daha sonra geliştirdiğini iddia etmektedir. Fakat öte yandan Aristoteles'in toplumsal alanda görünürlükle filozoflar arası yapılan tartışmaların düzeyi arasında bir ayrım gördüğünü, dolayısıyla yayımladığı eserlerin felsefe bilmeyen insanlara yönelik olduğu için öyle yazıldığını, okulunda yakın öğrencileriyle beraber çok daha farklı bir tartışma pratiği benimsediğini iddia edenler de bulunmaktadır. Bu günümüze ulaşamayan yayımlanmış yapıtların başta gelenleri şunlardır: Eudemos ya da Ruh Üstüne (Platon'un Phaidon'unun izinde), Felsefe Üzerine (Metafizik'in kimi temalarının ayırdına varabildiğimiz bir tür "tutum ibrazı" yazısı), Protreptik (felsefî hayata teşvik), Gryllos ya da Retorik Üzerine (Isokrates'e karşı), Adalet Üzerine (Politika'nın bazı temaları burada görülebilir), Asalet Üzerine ve Şölen.

Korunan yapıtları

İkinci küme Aristoteles'in büyük olasılıkla Lykeion'daki derslerini vermek için kullandığı notlardan oluşsa da bu konuyla ilgili kesin bir bilgi yoktur. Bu yapıtlardan ezoterik (içrek) bazen de akroamatik (yani sözel öğretime yönelik) yapıtlar olarak bahsedenler bulunmaktadır. Antik Çağ'dan itibaren bu metinlerin nasıl korunduğu üzerine romansı bir anlatı yayılmıştır. Bu hikâyenin gerçekliğiyle ilgili hiçbir kanıt bulunmadığı, dahası tam tersi yönde pek çok kanıt olduğu halde, bu hikâye tarihteki en önemli Aristoculardan biri olan Afrodisyanlı İskender tarafından aktarıldığı için pek çok tarihçiyi düşündürmektedir. Afrodisyanlı İskender'in MS 2. yüzyılda aktardığı hikâyeye göre Aristoteles ve Theophrastos'un elyazmaları, Theophrastos tarafından eski okul arkadaşı Nelevs'e bırakılmış; Nelevs'in cahil vârisleri metinleri Bergama krallarının kitapsever açgözlülüğünden korumak amacıyla Skepsis'te bir mağaraya gömmüşler, uzun zaman sonra, MÖ 1. yüzyılda, bunların torunları yazmaları altın pahasına Peripatetisyen Teoslu Apellikon'a satmışlar, Apellikon bunları Atina'ya götürmüş, son olarak Mithridates'le savaştığı sırada Roma imparatoru Sulla Atina'daki kitaplığı ele geçirip Roma'ya taşımış. Orada da bu kitaplık Tyrannion tarafından satın alınmış: Lykeion'un son yöneticisi Rodoslu Andronikos MÖ 60 civarında Aristoteles'in ve Theophrastos'un akroamatik eserlerinin ilk redaksiyonunu yayımlamakta kullanacağı nüshaları ondan almış.

Bu anlatı pek tutarlı gözükmüyor. Zira Aristoteles'in ölümünden sonra kesintisiz olarak etkinliğine devam eden Lykeion'un nasıl olup kurucusunun elyazmalarını yitirmiş olabileceğini anlamak güç. Dahası, bu metinlerin kendilerinin Aristoteles öldükten sonra öğrencileri tarafından onun öğretilerini bir okul müfredatı formatına getirme çabası sonucu üretilmiş olması da mümkün. Her hâlükârda Aristoteles'in yapıtlarının ilk önemli yayımı Andronikos'unki. Belki de bu nedenle Aristoteles'in yapıtları bu dönemden yani filozofun ölümünden üç asır kadar sonra, daha etkili olmaya başlamış olabilir. Fakat bu döneme kadar Aristoteles'in takipçileri kaybolmamışlar, sadece Epikürcüler, Stoacılar ve şüpheciler kadar baskın olmamış, onlar kadar önemli görülmemişlerdir.

Buradan çıkan önemli bir sonuç "metafizik" gibi metinlerin isimlerinin daha sonradan Aristoteles'in takipçileri tarafından üretilen isimler olmaları, dahası metinlerin sırasının, mantıksal akışının ve pek çok argümanın yerinin de yine Aristoteles'intakipçileri tarafından düzenlenmiş olması. Metinlerin ne kadarının Aristoteles'in özgün fikirleri olduğunu bilmediğimiz gibi bize Aristoteles'in adı altında ulaşan metinlerdeki iddiaların ne kadarından Aristoteles'in haberdar olduğunu da bilmiyoruz. Bu durum birbirinden oldukça farklı konularda pek çok felsefi teori ortaya atan Aristoteles metinlerinin bütünlüğünün yorumlanması ve tartışılması konusunda oldukça büyük problemler yaratmış, tarih boyunca Aristoteles'in metinlerine yazılan şerhler felsefe tarihi üretiminin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Öte yandan, Andronikos'un metinleri hem mantıksal, hem de didaktik kaygılar güden bir düzene oturttuğunu görüyoruz (örneğin mantığın, bilimsel incelemelerden; fiziğin de metafizikten önce gelmesi gibi). Dahası konu bakımından da dilin doğru kullanımına dair normatif kurallarla başlayan Aristoteles külliyatı fizik, anatomi, hayvanlar, metafizik, etik ve retorik sırasıyla ilerlemektedir ki bu da eğitimin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili önemli fikirler vermektedir. Fakat Aristoteles metinlerine verilen bu sistematik biçimin Aristoteles tarafından ne kadar düşünüldüğü ya da savunulduğu tartışmaya açıktır. Dahası, Orta Çağ'da Aristoteles adıyla toplanan metinler temel bilim faaliyeti haline geldiğinde eklemeler, çıkarmalar ve formal değişiklikler artmış olmalıdır.

Bir yorum çalışması bu metinlerin yalnız içeriğini değil, aynı zamanda Aristotelesçi eğitimin, yani Platon'un metinlerinde gördüğümüz Sokrates'ten farklı olarak kendine özgü nitelikleri olan Aristoteles okulunun kendine özgü özelliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Aristotelesçi eğitimde karşımızdaki yazarın tutumu bir "hoca"nın söyleminin öğrencileriyle direk olmasa da retorik bir diyalog içinde kurulan, çoğu zaman geçmiş filozoflardan alıntılarla, hatta Homeros gibi şairlere göndermelerle ilerleyen, ortaya attığı tezlerin sonuçlarını tartışmaya açan ve açık kapılar bırakan biçimdedir. Böylelikle, Aristoteles'in yapıtlarında bir doktrinin dogmatik sunumuna değil, güçlükler ve çelişkiler arasından kendine yol açan, zaman zaman uzun ve zorlu argümanlardan geçen, zaman zamansa cevaplayamadığı soruları yarına bırakan bir hakikat söyleminin oluşumuna tanık oluyoruz. Aristoteles'in incelemelerinde oldukça az sayıda çok net bir biçimde formal olarak ifade edilmiş çıkarım bulunması, bu incelemelerin silojistik üslupta değil de Antik Yunanca'daki anlamıyla “diyalektik” yani ortaya atılan görüşlerin sonuçlarının diğer insanlarla beraber tartışılması ve karşılaştırılması sonucu hipotezlerden doğrulara ulaşma sürecine dayalı bir yapıda olması metinleri okurken unutulmamalıdır.

Corpus Aristotelicum

Aristoteles'in metinlerine referans vermek için, günümüzde 19. yüzyılda August Immanuel Bekker tarafından hazırlanmış olan toplu basımın paragraf sayıları kullanılmaktadır. Bu metinlerden Aristoteles'e ait olmadığı kanıtlanmış olanların üstü çizilmiştir. Atinalıların Devleti, 1890'da arkeolojik kazılarda bulunan bir papirüs sayesinde ortaya çıktığı için bu basımda yer almamaktadır. Sorunlar, Magna Moralia ve Ekonomikler'in ise özgünlüğü sorgulanmaktadır.

Mantık

  • Organon
    • Yüklemler (ya da Kategoriler)
    • Yorum Üzerine
    • Birincil Analitik (ya da Birincil Çözümleme)
    • İkincil Analitik (ya da İkincil Çözümleme)
    • Topikler (ya da Yaygın Düşünceler)
    • Sofistiklerin Çürütülmesi

Doğa felsefesi

Kimya
  • Fizik (Φυσική, Physica)
  • Gökyüzü Üzerine (Περὶ οὐρανοῦ, De Caelo)
  • Ortaya Çıkma ve Yok Olma Üzerine
  • Gök Cisimleri Üzerine (Μετεωρολογικά)
  • Kosmos Üzerine (Περὶ κόσμου, De Mundo)
  • Can Üzerine (ya da Ruh Üzerine) (Περὶ ψυχῆς, De Anima)
    • Kısa Doğa Yazıları (Parva Naturalia)
      • Duyular Üzerine (Περὶ αἰσθήσεως)
      • Anı ve Anımsama Üzerine (Περὶ μνήμης καὶ ἀναμνήσεως)
      • Uyku ve Uyanma Üzerine (Περὶ ὕπνου καὶ ἐγρηγόρεως)
      • Rüyalar Üzerine (Περὶ ἐνυπνίων)
      • Uykuda Kehanet Üzerine (Περὶ τῆς καθ' ὕπνον μαντικῆς)
      • Uzun Ömür ve Kısa Ömür Üzerine (Περὶ μακροβιότητος καὶ βραχυβιότητος)
      • Gençlik ve İleri Yaş Üzerine, Yaşam ve Ölüm Üzerine, Soluma Üzerine (Περὶ νεότητος καὶ γήρως, Περὶ ζωῆς καὶ θανάτου, Περὶ ἀναπνοῆς)
      • Nefes Üzerine (Περὶ πνεύματος)
  • Hayvanların Tarihi Üzerine (Περὶ τὰ ζῷα ἱστορίαι, Historia Animalium)
  • Hayvanların Kısımları Üzerine (Περὶ ζῴων μορίων, De Partibus Animalium)
  • Hayvanların Hareketi Üzerine (Περὶ ζῴων κινήσεως, De Motu Animalium)
  • Hayvanların Gelişimi Üzerine (Περὶ πορείας ζῴων, De Incessu Animalium)
  • Hayvanların Oluşumu Üzerine (Περὶ ζῴων γενέσεως, De Generatione Animalium)
  • Renkler Üzerine (Περὶ χρωμάτων)
  • Duyulan Şeyler (Περὶ ἀκουστῶν)
  • Fizyognomikler (Φυσιογνωμονικὰ)
  • Bitkiler Üzerine (Περὶ φυτῶν)
  • Duyulduk Harikulâde Şeyler Üzerine (Περὶ θαυμασίων ἀκουσμάτων)
  • Mekanik (Μηχανικά, Mechanica)
  • Sorunlar (Προβλήματα)
  • Bölünemez Çizgiler Üzerine (Περὶ ἀτόμων γραμμῶν)
  • Rüzgârların Yerleri ve Adları (Ἀνέμων θέσις καὶ προσηγορίαι)
  • Melissos, Ksenofanes ve Gorgias Üzerine (Περὶ Μελίσσου, Περὶ Ξενοφάνους, Περὶ Γοργίου)

Metafizik

  • Metafizik (Τὰ μετὰ τὰ φυσικά, Metaphysica)

Etik ve politika

  • Nikomakhos'a Etik (Ἠθικὰ Νικομάχεια, Ethica Nicomachea)
  • Magna Moralia (Ἠθικὰ μεγάλα, Magna Moralia)
  • Eudemos'a Etik (Ἠθικὰ Εὐδήμεια, Ethica Eudemia)
  • Erdemler ve Erdemsizlikler Üzerine (Περὶ ἀρετῶν καὶ καιῶν)
  • Politika (Πολιτικὰ, Politica')
  • Ekonomikler (Οἰκονομικά, Oeconomica)
  • Atinalıların Yasası (ya da Atinalıların Devleti) (Ἀθηναίων πολιτεία)

Estetik

  • Retorik (Τέχνη ῥητορική, Ars Rhetorica)
  • İskender'e Retorik (Ῥητορικὴ πρὸς Ἀλέξανδρον)
  • Poetika (Περὶ ποιητικῆς, Ars Poetica)

Teorik Felsefe

Aristoteles felsefe pratiğini üç bölüme ayırmıştır: teorik, pratik ve teolojik. Teorik felsefe dilin doğru kullanımları, mantık, doğa felsefesi, fizik, kozmoloji, biyoloji, gibi konuları ele alır. Pratik felsefe ise arzular, etik, devlet, erdemler, davranışlar, mutlu yaşam gibi konuları ele alır. Teoloji ise varlığın temellerinin, şeylerin özünün, gerçekliğin kendinin yani Tanrının araştırılmasıdır. Teorik felsefeyle ilgili metinlerini çok geniş anlamıyla mantık, doğa felsefesi ve metafizik olarak alt başlıklara ayırabiliriz.

Mantık

Orta Çağ'da verildiği Latince adıyla "alet" yani Organon bölümü Aristoteles'in en önemli ve en etkili bölümlerinden biridir, örneğin Kant çok tartışmalı bir iddia olsa da Aristoteles'in bu eserinden kendi zamanına dek mantıkta hiçbir değişme ve gelişme olmadığını iddia etmiştir. Altı bölümden oluşan bu eser modern anlamda mantık olarak adlandırdığımız incelemeden çok daha fazlasını içerir. İlk bölüm yüklemler ya da daha popüler ismiyle kategoriler adlandırma üzerine dilin genel işleyiş biçimine dair iddialarla başlar. Kategoria (κᾰτηγορῐ́ᾱ) Antik Yunancada "iddia, yargılama, atfetme, yüklemlendirme" anlamlarına gelir ve Aristoteles bu kelimeyi şeylere hangi kelimelerin nasıl atfedildiğini açıklamak için kullanılır. Aristoteles felsefesinin genel yapısını anlamak için çok önemli olan bu bölümde bahsedilen töz kavramıyla Metafizik kitabında töz hakkında verilen inceleme arasındaki ilişki yoruma açıktır.

Günümüze kadar gelen kategori kelimesi bugünkü anlamını Aristoteles'in meşhur listesinden alır. Bu liste Aristoteles'e göre bir şeyin kaç farklı şekilde adlandırılabileceğine dair bir ayrım yapar, günümüzde bu başlıkların her birinin farklı bir kategori olduğunu söylüyoruz. Bu kategoriler töz, nicelik, nitelik, ilişki, yer, zaman, konum, durum, etki ve etkilenim olmak üzere on tanedir, fakat yapılan ayrımın ne hakkında olduğu tartışma konusudur. Kimisi bu ayrımın ontolojik temelleri olduğunu söylerken kimisi Aristoteles bu noktada sadece bir dilbilgisi analizi yaptığını iddia etmektedir. Töz varlığın temelini oluşturur, kendi kendine var olan varlıktır, başka bir şeyde var olmaz, diğer bütün kategoriler tözlerde var olurlar. Hemen ardından birincil tözler ve ikincil tözler ayrımı yapan Aristoteles ikincil tözlerin tümeller olduğunu, tümellerin çok sayıda nesneye atfedilebilir olduğunu söyler. Örneğin "Sokrates" birincil bir tözdür, kendi kendine var olur ve başka bir şeyde var olmaz. Ancak "İnsan" ikincil bir tözdür, tekil tözler var olmadan ikincil tözler var olamazlar, eğer dünyada hiç insan yoksa insan tümelinin de varlığından bahsedemeyiz, ancak bir tane bile insan olması "insan" tümelinin var olmasına yeterlidir.

📚 Kaynak: Bu içerik Vikipedi (Wikipedia)'den alınmıştır. İçerik CC BY-SA lisansı altındadır.
← Tüm Kişiler