Azerbaycan
Batı Asya ülkesi
Azerbaycan, zengin kültürel mirasa sahiptir. Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeler arasında opera, tiyatro gibi sahne sanatlarını barındıran ilk ülke olma özelliğini taşır.
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 1918 yılında kurulmuştur, ancak iki yıl sonra 26 Nisan 1920'de Kızıl Ordu sınırı geçerek Azerbaycan'a girmiş, 28 Nisan 1920'de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş ve ardından Sovyetler Birliği topraklarına katılmıştır. Ülkenin tekrar bağımsızlığını kazanması 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması ile gerçekleşmiştir.
1991 yılının Eylül ayında, çatışmalı bölge Dağlık Karabağ'daki Ermeni çoğunluk, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'nden ayrılmak istemiş ve Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde başlayan Birinci Dağlık Karabağ Savaşı 1994 yılında sona ermiştir. Dağlık Karabağ ve onu çevreleyen 7 bölge o zamana kadar uluslararası alanda Azerbaycan'a bağlı kabul edilirken savaş sonrasında bölge, AGİT öncülüğünde yapılan görüşmeler sonucunda fiilen bağımsız kabul edildi. Dağlık Karabağ Cumhuriyeti, dağılışına kadar fiilen savaşın sona ermesinden sonra bağımsız kalmış, fakat diplomatik anlamda hiçbir devlet tarafından tanınmamış ve Azerbaycan'a bağlı bir de jure bölge olarak kabul edilmiştir. Nitekim 2020 yılında gerçekleşen İkinci Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında Dağlık Karabağ ve 7 bölge yeniden Azerbaycan yönetimi altına girmiştir.
7 Ağustos 2025'te Ermenistan ve Azerbaycan liderleri Nikol Paşinyan ve İlham Aliyev, neredeyse 40 yıldır devam eden Karabağ çatışmasının ardından Washington'da ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle barış anlaşması imzaladı. Bu antlaşmayla Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaş bitmiş oldu.
Azerbaycan, üniter bir anayasal cumhuriyettir. Türk Devletleri Teşkilatı ve TÜRKSOY'un etkin üyesidir. 158 ülkeyle diplomatik ilişkisi ve 38 uluslararası kuruluşa üyeliği vardır. GUAM, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün kurucu üyelerindendir. 1992'den bu yana Birleşmiş Milletler'e üyedir, 9 Mayıs 2006'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kurulan İnsan Hakları Konseyi'nin üyeliğine seçilmiştir. Ayrıca Bağlantısızlar Hareketi, AGİT ve Avrupa Konseyi'ne de üyedir, Barış İçin Ortaklık projesinde NATO ile iş birliği yapmaktadır.
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'nda resmî din yoktur ve ülkedeki tüm ana siyasi güçler laik milliyetçidir ancak halkın çoğunluğu ve kimi muhalefet güçleri Şii İslam inancına sahiptir. Diğer Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile karşılaştırıldığında Azerbaycan, sosyal ve ekonomik gelişme ile okuryazarlık oranında yüksek seviyelere ulaşmıştır. İşsizlik ve intihar oranları da düşüktür.
Bununla beraber 1993'ten beri iktidarda olan, Yeni Azerbaycan Partisi, bireysel hakları sınırlama, siyasal baskı, basına yönelik sansür gibi otoriter ve insan haklarını zedeleyici politikalar yapmakla suçlanmıştır. Azerbaycan, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde iki yıllık daimi olmayan üyeliğe başlamıştır.
Etimoloji
Steingass'ın Farsça sözlüğünde āẕar-ābād, آذر آبادگان āẕar-ābādgān Tebriz şehrinin eski adı olarak kaydedilmiştir. "Āzar" (Farsça: آذر) Ateş, baycan veya orijinal olarak bilinen haliyle "Pāyegān" (Farsça: پایگان) Muhafız/Koruyucu (Āzar Pāyegān = "Ateş Muhafızları") (Farsça: آذر پایگان) anlamına gelmektedir. Adların kökeni Zerdüştlük dönemi Perslerine (İran) dayanır. Müslümanların Pers'i fethetmesinden sonra birçok Farsça söz Arapça yazılmaya başlandı ve orijinal telaffuz şeklini yitirdi; örneğin "G / P / ZH / CH" sesleri Arapçada herhangi bir karşılık bulamadı. Böylece "Azar Paigān", Azerbaycan olarak bilinir hale geldi.
Farklı bir görüşe göre, Azerbaycan adı Ahameniş İmparatorluğu'nda Midya satraplığının yöneticiliğini yapan ve imparatorluğun Büyük İskender tarafından fethinden sonra görevine devam eden Pers Atropat'tan türemiştir. Bu adın da Zerdüştlük dini kökenli olduğu düşünülmektedir. Atropat, Atropatena bölgesinde (günümüzde İran Azerbaycan'ı) egemenlik kurmuştur. Diğer bir görüşe göre ise o bölgede büyük bir devlet kurmuş olan ve Hazar Denizi'ne de adını veren Hazarlar'ın (Kazar, Kuzar, Xazar) adından kaynaklanır.
Antik dönem
Azerbaycan'daki en eski insan yerleşimleri Taş Devri'ne kadar uzanır, bu yerleşimin bulgularına Azıh Mağarası'nda rastlanmıştır ve Kuruçay kültürü adıyla tanınır. Eski Taş Çağı ve Tunç Çağı ile ilgili kalıntılara ise Tağılar, Damcılı, Zar, Yatak-yeri adlı yerleşim merkezlerinde yer alan mağaralarda ve Leylatepe ile Saraytepe nekropollerinde ulaşılmıştır.
Azerbaycan'da milattan önce dokuzuncu yüzyılda, ilk İskit-Saka yerleşimleri başladı. İskitlerin ardından Manna Devleti (MÖ IX), sonra İranlı Medler Aras Nehri'nin güneyindeki bölgeye egemen oldular (MÖ IIV). Medler, MÖ 900-700 arasında büyük bir imparatorluk kurdular ancak MÖ 549 yılında yıkıldılar ve topraklarına Ahameniş İmparatorluğu sahip oldu. Ahamenişlerin, Azerbaycan topraklarını da ele geçirmesi üzerine buralarda Zerdüştlük yayılmaya başladı. Daha sonra Büyük İskender'in imparatorluğu Azerbaycan'da egemen oldu, devamında Selevkos İmparatorluğu'na bağlandı. Romalılar da Roma İmparatorluğu devrinde buraya yerleşti. Bölgenin asıl yerlileri olan Albanyalılar MÖ dördüncü yüzyılda bir imparatorluk kurdular. Bu devirde Zerdüştlük, Atropatena ve Kafkasya coğrafyasında yayıldı.
Sasanilerden Safavilere
Albanya, 252'de Sasani İmparatorluğu'nun vasal bölgesi haline geldi ve Kral Urnayr, dördüncü yüzyılda devlet dini olarak Hristiyanlığı kabul etti. Devlet, çok sayıda Sasani ve Bizans fethine rağmen dokuzuncu yüzyıla kadar bölgede varlığını sürdürdü. Sasanilere itaat ederken kendi monarşisisni de devam ettirebildi. Albanya Kralı, derebeyi olmasına rağmen sadece sembolik bir otoriteye sahipti. Sivil dini ve askeri otorite Sasani askeri hükûmetinin elindeydi. 7. yüzyılın ilk yarısında ise bölgeye Müslümanlar tarafından yapılan fetihler sonucu Albanya da müslüman yönetimin çatısı altına girdi. Emevi halifesi, hem Sasanileri hem de Romalıları, transkafkasyadan çıkarmayı başardı ve 667 yılında, Kral Javashir öncülüğünde başlayan Hristiyan isyanını da bastırdıktan sonra Albanya'yı kendine bağladı.
Abbâsî Halifeliği'nin gerilemesiyle oluşan otorite boşluğunda, Müsafiriler, Sâciler, Şeddadiler ve Büveyhîler gibi birçok yerel devlet bölgeye egemen oldu. 11. yüzyılın başında Orta Asya'dan batıya doğru ilerleyen Oğuz Türkleri, Azerbaycan'ı ele geçirdi;
Bölgeye giren ilk Türk devleti 1067 yılında Selçuklular oldu. Türklerin yerleşimi öncesinde burada Ermenice, Farsça ve Eski Azerice gibi hint-avrupa dil ailesine ve kafkas dil ailesine mensup diller konuşuluyordu. Bunlardan Eski Azerice, zamanla Türkçe ile kaynaşarak günümüzdeki Azericenin ilk formunu oluşturdu. Bazı dilbilimciler, bu bölgede konuşulan Tat lehçelerinin de Eski Azericeden türediğini söylemektedir. Daha sonra bölgeye hakim olan İldenizliler, bölgesel olarak Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı olmakla beraber kendi yönetimlerini kurdular.
Bölge hanedanlarından Şirvanşahlar, Timur İmparatorluğunun çatısı altında bir devlet haline geldikten sonra, Altın Orda Devleti Toktamış'a karşı savaşta Timurlular'a yardım ettiler. Timur'un ölümünden sonra ise bölgede Karakoyunlular ve Akkoyunlular olmak üzere iki bağımsız ve rakip Türk devleti ortaya çıktı: Kara Koyunlu ve Ak Koyunlular Azerice konuşan Türk boylarının bir konfedere devletiydi Şirvanşahlar ise bu süreçte yeniden bağımsızlaşarak yerel yönetimlerini güçlendirdiler.
I. İsmail'in Kızılbaş ordusu Azerbaycan seferini gerçekleştirip 1500'de Çabani Meydan Muharebesi'nde Şirvanşah Ferruh Yasar'ın ordusunu yenmiş ve Tebriz'e girip Safevi Devleti'ni kurmuştur. Safevi hükümdarlarının ana dili Azerice idi, devletin yıkılışına kadar Safevi sarayında konuşuldu. Devletin feodal beyleri Azerice konuşan Kızılbaş aşiretlerinden oluşuyordu. ve devlet yönetiminde üstünlük onlardaydı. benzer şekilde Safevilerin devlet ordusunu oluşturdular. Böylece Azerbaycan Safevi egemenliğine girmiştir. Daha sonra da Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir. Bölgede o zamana kadar hakim olan Sünniliğin, ağırlığı Şii inancına bırakması da yine bu dönemde gerçekleşmiştir.
Şirvanşahlar, 1538'e kadar safevi egemenliği altında, kendi bulundukları bölgede iktidarlarını sürdürebildiler. Şah İsmail'den sonra gelen oğlu Şah Tahmasb ise Sirvanşahları derdest ederek etti ve bulundukları bölgeyi, Safevi vilayeti yaptı. Vilayetin adı da Şirvan oldu. Osmanlı- Safavi Savaşı sonunda Osmanlı Devleti, kısa süreliğine de olsa bugünkü Azerbaycan topraklarının bir kısmını ele geçirdi ve yönetti. 17. yüzyılın başında, Safavi yönetici I. Abbas, bölgeyi Osmanlılardan geri aldı.
Safevilerden sonra bölge Afşar hanedanı tarafından yönetildi. Nadir Şah'ın (h. 1736-1747) ölümünden sonra, onun eski tebaasının çoğu istikrarsızlığın patlamasından çıkar sağladı. Azerbaycanda çeşitli yarı bağımsız biçimlerine sahip çok sayıda kendi kendini yöneten Azerbaycan hanlıklar ortaya çıktı. Hanlıklar, Orta Asya ve Batı arasındaki uluslararası ticaret yolları aracılığıyla kendi işlerini kontrol ediyorlardı.
1722 ve 1723 yılları arasında süren Rus-İran Savaşı'nın sonrasında, Safavi İmparatorluğu çöktü. Bakü ve çevresi Ruslar tarafından işgal edildi. Kısa bir araya rağmen bugün Azerbaycan topraklarında bulunan Safavi Devletine komşu olan ülkeler, Safavilerin bölgeye gelişinden 19. yüzyıla kadar İranlıların yönetiminde kaldı.
Modern tarih
Safevilerin ardından, bölge yine Türk kökenli olan Afşar Hanedanlığı'nın yönetimine girdi. Nadir Şah'ın ölümünün ardından ise bölgede kendi yönetimini sağlayan sayısız hanedan ortaya çıktı. Bu hanedanların yöneticileri İran Şahının tebası konumundaydı. Hanedanlar aynı zamanda, Orta Asya ve Batı arasındaki ticaret yollarının kontrolünü de ellerinde bulunduruyordu. Bölge ilerleyen tarihlerde Kürt kökenli olan Zendler ve yine Türk kökenli Kaçarlar tarafından yönetildi. 18. yüzyılın sonlarına doğru, Rusya güneydeki komşuları (aynı zamanda rakip devletleri) olan Osmanlı ve İran'a karşı daha saldırgan bir jeopolitik duruş sergilemeye başladı ve büyük kısmı İran'ın elinde bulunan kafkasyayı ele geçirmeye çalıştı. 1804 yılında, Ruslar Ganja kasabasını işgal ederek İranlıları buradan çıkardı. Bu adım 1804 ve 1813 yılları arasında sürecek Rus-Pers savaşının da fitilini ateşledi. Askeri anlamda büyük bir güce sahip olan Ruslar bu savaştan galip çıktı. Savaş sonrasında imzalanan Gülistan antlaşması gereği Kaçarlar; Gürcistan ve Dağıstan ile pek çok hakanlığı bırakmak zorunda kaldılar.
İlerleyen yıllarda, Ruslar Gülistan Antaşması'nı ihlal ederek İran'a ait Erivan Hanlığı'nı da ele geçirdi ve iki ülke arasında yeniden savaş başladı. Bu savaş 1826 ve 1828 yılları arasında sürdü. Savaşın sonunda imzalanan Türkmençay Antlaşması gereğince Kaçarlar; Erivan, Nahçıvan ve Talış Hanlıkları üzerindeki üzerindeki egemenliklerini yitirdiler. Böylece bugünkü Azerbaycan topraklarından, İran kontrolü altında olan son kısım da yitirildi. Kafkasya topraklarının İran'dan Rusya kontrolüne geçmesiyle beraber bu iki egemenlik arasındaki sınırı Aras Nehri oluşturdu. Bu durum SSCB'nin çözülüşüne kadar devam etti.
Kaçarlar, 19. yüzyılın başında bugünkü Azerbaycan topraklarını da içeren Kafkasya bölgesini Rusya'ya bırakmak zorunda kaldı.
Transkafkasya Demokratif Federal Cumhuriyeti
Birinci Dünya Savaşı sırasında 1917 Ekim Devrimi sonucu yıkılan Rus İmparatorluğu'nun ardından, kısa süreliğine de olsa, bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti, Ermenistan ve Gürcistan'dan teşkil Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyet kuruldu. 1918 yılında ise TDFC çözüldü ve Mehmed Emin Resulzade tarafından kurulmuş olan Müşavat Partisi öncülüğünde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, bağımsızlığını ilan etti. Yeni Cumhuriyet için kullanılan Azeri ismi, cumhuriyetten öncesine dayanır ve cumhuriyet öncesinde sadece günümüz İran'ının kuzeybatı komşuları için kullanılırdı.
ADC, tarihteki ilk müsluman parlamenter cumhuriyet olma özelliğini taşır. Bu dönemde, parlamentonun önemli icraatları arasında kadınların oy hakkı yer alır. Bu bakımdan Azerbaycan, kadınlara erkeklerle eşit siyasal haklar veren ilk müslüman ülkedir. Bir diğer önemli icraat ise Müslüman dünyasının ilk modern üniversitesi olan Bakü Devlet Üniversitesi'nin kurulmasıdır.
Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
1920 Nisan'ında, Geçici Devrim Hükûmeti Ülke genelinde kontrol sağladı ve ülkenin adı Azerbaycan Halk Komiserleri Komitesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti oldu. Daha sonra bu isim Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adını aldı, böylece Azerbaycan da Sovyetler Birliği'ne katılmış oldu. Azerbaycan Anayasası'nın kabulünden sonra ise 1921'de Azerbaycan Devrim Komitesi, Merkezi Yönetim Komitesi olarak değişti ve yüksek yasama organı oldu.
13 Kasım 1921 tarihinde Sovyet Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arasında Kars Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma sonucunda, Bağımsız Aras Cumhuriyeti, Nahçıvan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla, Azerbaycan Sovyet'ine dahil oldu. Diğer yandan Zangezur ve Alexandropol adıyla da bilinen Gümrü Ermenistan'a verildi.
12 Mart 1922'de Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan, bir araya gelerek Sovyet Rusya'nın öncülüğünde Transkafkasya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ni oluşturdu. Bu girişim, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği öncesinde ilk kez Sovyet Cumhuriyetlerinin birleşmesidir. Birlik Konseyi de yine bu 3 ülkenin temsilcilerinden oluşmaktaydı. Azerbaycan Neriman Nerımanov, Gürcistan Polikarpe Mdivani, Ermenistan Alexandr Fyodorovich Miasnikyan tarafından temsil edildi. Transkafkasya Komünist Partisinin ilk sektereri de Sergo Ordzhonikidze'dir.
1922 Aralığında Birlik, Rusya Ukrayna ve Belarus'la birleşme kararı alarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ni oluşturdu. Nitekim Transakafkasya birliği pek de uzun sürmedi. 1936 yılının Aralık ayında çözüldü ve liderler kendini pek çok konuda fikir ayrılığına düşmüş halde buldu. 3 ülke de doğrudan Sovyet Cumhuriyeti oldu.
İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemi
İkinci Dünya Savaşı sırasında ise Azerbaycan, SSCB'nin statik enerji politikasında kritik bir role sahipti. Savaşın başlarında Nazi Almanyası saldırmazlık paktına uydu ancak 22 Haziran 1941'de Almanya, SSCB'yi işgal edince durum değişti. Savaşın ilk yılında Azerbaycan 23 buçuk milyon ton petrol üreterek kendi petrol endüstrisinin rekorunu kırdı. 1941'in sonuna gelindiğinde ise binlerce Azeri, Gönüllü Halk Birlikleri'ne katıldı. Seferberlik hali hayatın her alanını olduğu gibi petrol endüstrisini de etkiledi. Savaşın başlamasından bir hafta sonra, petrol işçileri, kendi çalışma saatlerini günde 12 saat olacak şekilde değiştirdi, tatiller ve izinler savaş sonuna kadar iptal edildi. Bakü'nün petrol kaynağı olması onu Hitler'in de hedefi haline getirdi. 1942 yılında Almanya güçleri, Bakü'ye saldırdı. Ancak saldırı başarısız oldu. Stalingrad'da yenilgiye uğrayan Alman ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Bununla beraber Doğu Cephesinde kullanılan SSCB petrolünün yüzde sekseni, Bakü'den tedarik edildi. 1942 yılında, Yüksek Sovyet kararıyla Azerbaycan petrol endüstrüsünde çalışan 500'den fazla işçi, madalya ya da nişan ile ödüllendirildi. 130'dan fazlası SSCB'nin en yüksek dereceli onur ödülü olan “SSCB Kahramanlığı” unvanına layık görülmüştür. Azerbaycanlı Tümgeneral Hazi Aslanov bu unvana iki kez layık görülmüştür.
İran Azerbaycan'ı
1941 yılında SSCB, İran'da Azerilerin yaşadığı bölgeyi işgal etti. Sovyet Ordusu, askerî birliği Aras'ın güneyinde Azeri nüfusunun etnik kimliğini koruyarak yaşamasına izin verdi. Sovyetlerin bölgedeki hakimiyet süresince Azerbaycanlılar kendi dilini konuşabildi. Fars hakimiyetinde gölgede kalan dil bu süreçte SSCB Azerbaycanı'ndan gelen yazarlar, gazeteciler ve hocalar sayesinde bu bölgede yaşatıldı. 1945'te SSCB'nin geri çekilmesi sonrası özerk bir Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Merkezi Tebriz lideri Jaafar Pishevari idi. Azerbaycan'ın seküler kültürü, eğitimi ve kurumları İran Azerbaycanı'nda da kendini gösterdi. Bu durum iki ülkenin SSCB kontrolü altında birleşeceğine dair yorumlara da neden oldu. Oysa sonunda İran Azerbaycanı soğuk savaşın en önemli anlaşmazlıklarından birine ev sahipliği yaptı. Batılı güçlerin baskısı ise SSCB'yi geri çekilmeye zorladı. İran hükûmeti 1946'da bölgede yeniden kontrol sağladı Demokrat Parti liderleri Sovyet Azerbaycanı'na iltica etti.