Sovyetler Birliği
Avrasya'da hüküm sürmüş eski bir federasyon (1922–1991)
Avrupa'nın doğu kesimiyle, Asya'nın kuzey kesimi boyunca yayılan SSCB, II. Dünya Savaşı'ndan sonra 22.403.000 km²'lik yüz ölçümüyle dünyanın en büyük ülkesi konumundaydı. Nüfus bakımından da 293.047.571 (Haziran 1991) kişiyle, dünyada 3. sırada yer alıyordu. Aynı zamanda dünyanın başlıca siyasi ve askerî güçlerinden biri olan Sovyetler Birliği'nin batısında Norveç, Finlandiya, Baltık Denizi, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya, güneyinde Karadeniz, Türkiye, İran, Afganistan, Çin, Moğolistan ve Kuzey Kore yer alıyordu. Kuzey ve doğu sınırlarını ise Arktik Okyanusu ve Büyük Okyanus çiziyordu. Birliğin başkenti Moskova, para birimi ise Sovyet rublesiydi.
1917 Ekim Devrimi ile iktidara gelen Vladimir Lenin önderliğindeki Bolşevikler tarafından 1922 yılında kurulan SSCB, Soğuk Savaş sürecinde Amerika Birleşik Devletleri'nin karşısında önemli bir güç konumunda idi. 1980'li yıllarda dünya genelinde sanayi üretim hacminin %16,5'lik kısmını yaparak 2. sırada, millî gelir açısından da dünya genelinde %3,4'lük payla 7. sırada yer alıyordu. 1985 yılında iktidara gelen Mihail Gorbaçov'un başlattığı Glasnost ve Perestroyka denilen ve 6 yıl süren reformların ardından 1991'in sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen dağıldı. Birliğin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden 15 cumhuriyetten 12'si bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu'nu oluşturdu.
Etimoloji
Sovyet sözcüğü, 'konsey', 'toplantı', 'tavsiye' anlamına gelen Rusça sovet (Rusça: совет ) sözcüğünden türetilmiştir (nihai olarak * vět-iti'nin ('bilgilendirmek') proto-Slav sözlü kökünden türemiştir.'), Slav věst ("haberler") ile ilgili, İngilizce bilge, ad-vis-or kökü (Fransızca aracılığıyla İngilizceye geldi) veya Hollandaca weten ("bilmek"; wetenschap 'bilim' anlamına gelir) karşılaştırın. Sovietnik sözcüğü 'meclis üyesi' anlamına gelir.совет). Rus İmparatorluğu'nda 1810'dan 1917'ye kadar görev yapan Devlet Şurası, Bakanlar Kurulu olarak anılırdı.
İşçi konseyleri olarak Sovyetler ilk olarak 1905 Rus Devrimi sırasında ortaya çıktı. İmparatorluk hükûmeti tarafından hızlıca bastırılmalarına rağmen Sovyetler, 1917 Şubat Devrimi'nden sonra ülke çapında yeniden ortaya çıktı ve Rusya Geçici Hükûmeti ile iktidarı paylaştı. Vladimir Lenin liderliğindeki Bolşevikler, Geçici Hükûmete karşı "tüm iktidar Sovyetlere" sloganını kullandılar ve 1917 Ekim Devrimi'yle iktidarı ondan aldılar. Ocak 1918'de, Üçüncü Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi'nde Lenin, Sovyetler Birliği'nin kurulduğunu ilan etti.
1922 Gürcü Olayı sırasında Lenin, RSFSR'yi ve diğer ulusal Sovyet cumhuriyetlerini, başlangıçta Avrupa ve Asya Sovyet Cumhuriyetleri Birliği olarak adlandırdığı daha büyük bir birlik oluşturmaya çağırdı (Rusça: Союз Советских Республик Европы и Азии, Soyuz Sovetskikh Respublik Evropy i Azii). Josef Stalin başlangıçta Lenin'in önerisine direndi, ancak sonunda kabul etti, ancak Lenin'in anlaşmasıyla adı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) olarak değiştirdi, ancak tüm cumhuriyetler sosyalist sovyet olarak başladı ve 1936'ya kadar diğer düzene geçmedi. Ayrıca birçok cumhuriyetin ulusal dildeki konsey veya konsil, yalnızca oldukça geç Rus sovyetinin bir uyarlamasına dönüştürüldü ve diğerlerinde, örneğin Ukrayna SSR'sinde asla değiştirilmedi.
СССР (Latin alfabesinde: SSSR), SSCB kökenli Rus dilinin Kiril harfleriyle yazılmış kısaltmasıdır. Sovyetler bu kısaltmayı o kadar sık kullandı ki, dünya çapındaki izleyiciler onun anlamına aşina oldu. Bundan sonra, en yaygın Rusça başlatma Союз ССР'dir (harf çevirisi: Soyuz SSR), dil bilgisi farklılıklarını telafi ettikten sonra esasen İngilizcede Union of SSRs anlamına gelir. Buna ek olarak, Rusça kısa biçim adı Советский Союз (harf çevirisi: Sovetskiy Soyuz, kelimenin tam anlamıyla Sovyetler Birliği anlamına gelir) da yaygın olarak kullanılır. Büyük Vatanseverlik Savaşı'nın başlamasından bu yana, Sovyetler Birliği'nin Rusça isminin СС olarak kısaltılması (örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nin ABD olarak kısaltılmasıyla aynı şekilde) tam bir tabu olmuştur, bunun nedeni СС'nin yerine bir Rus Kiril kısaltması olan SS'nin İngilizcede olduğu gibi, Nazi Almanyası'nın kötü şöhretli Schutzstaffel ile ilişkilendirilmesidir.
İngiliz medyasında devlet, Sovyetler Birliği veya SSCB olarak anılıyordu. Diğer Avrupa dillerinde, Fransızcada Union soviétique ve URSS veya Almanca'da Sowjetunion ve UdSSR gibi yerel olarak çevrilmiş kısa biçimler ve kısaltmalar genellikle kullanılır. İngilizce konuşulan dünyada, Sovyetler Birliği de gayriresmî olarak Rusya ve vatandaşları Ruslar olarak adlandırılıyordu, ancak Rusya SSCB'nin cumhuriyetlerinden yalnızca biri olduğu için bu teknik olarak yanlıştı. Rusya teriminin ve türevlerinin dilbilimsel eş değerlerinin bu tür yanlış uygulamaları diğer dillerde de yaygındı.
Ekim Devrimi
Miladi takvime göre 7 Kasım (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) 1917'de Rusya'da Bolşevikler geçici hükûmeti devirerek iktidarı ele geçirdiler. 8 Kasım'da Sankt-Peterburg'da açılan Rusya İşçi ve Asker Sovyetleri II. Kongresi'nde devrim lideri Lenin, Halk Komiserleri Konseyi (hükûmet) başkanı seçildi. Lenin ilk olarak savaşan tüm hükûmetlere ilhaksız ve tazminatsız bir barış önerisinde bulundu. Barış kararnamesini toprak kararnamesi izledi. Büyük mülk sahipliği yasaklandı. Kilise ile devletin ayrılması, medeni nikâh, kadınlar ile erkekler arasında hak eşitliği, işletmeler üzerinde işçi denetimi, bankaların ulusallaştırılması, ulusal topluluk hakları vb. pek çok hak ve özgürlük getirildi. Fabrikalar işçi konseylerine devredildi. Büyük çoğunluğu Batı Avrupa devletlerince işletilen maden ocakları millîleştirildi.
Soyluluk ünvanları kaldırıldı ve herkes kanun önünde eşit kabul edildi. İşçilerin günlük çalışma süresi 8 saate indirildi. Çocuk işçi çalıştırılması yasaklandı. Çalışan herkese, çocuklara ve çalışamayacak durumda olan yaşlı ve hastalara sosyal güvence sağlandı. Hafta sonları tatil ilan edildi.
Bolşevikler eğitime çok önem veriyordu. Amaçları modern, proletkult anlayışıyla yetişmiş, milliyetçiliğe ve köhne geleneksel düzene düşman yeni bir "Sovyet insanı" yaratmaktı. Çocuk ve yetişkin herkes için eğitim seferberliği başlatıldı. Çarlık döneminde halkın sadece %20'si eğitim olanaklarından faydalanabildiği için okuryazar oranı oldukça düşüktü. Bu nedenle yetişkinler için işçi fakülteleri (rabfak) kuruldu. Bu fakültelerde işçilerin hem temel ve teorik, hem de mesleki ve pratik eğitim almaları sağlandı. Eğitim tüm toplum için ücretsiz ve mecburi hâle getirildi. Böylece 1932'de çocukların %98'i bilfiil okula gidiyor olacaktı. Bu konuda verilen çabalar Sovyetler Birliği halkını %100'lük okuma-yazma oranına ulaştırmayı başaracaktır. Tabii bu eğitim-öğretim seferberliği Sovyet halklarını ilim ve teknolojide büyük başarılara imza atan bir toplum hâline de getirecektir.
25 Ocak 1918'de toplanan III. Sovyetler Kongresi'nde Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilan edildi. Eski Rus Çarlığı toprakları özerk cumhuriyetlere ayrıldı ve her ulusa yerel yönetimlerini örgütleme hakkı tanındı.
Ülkede kısa sürede birçok reform yapılmasına karşın uluslararası ilişkilerde önemli sorunlar yaşanmaktaydı. İngiltere, Fransa ve ABD, Sovyet hükûmetinin meşrutiyetini kabul etmezken, Almanya da savaştan çekilen Sovyet hükûmetine çok ağır şartlar içeren bir barış anlaşması öneriyordu. Dışişleri Bakanı Lev Troçki Almanya'nın önerisine toprak talebinin olmadığı bir barış teklifiyle cevap verdi. Ancak bunu reddeden Almanya, Doğu Cephesi'nde Rusya üzerindeki saldırılarını artırdı. Petrograd'a saldırı tehlikesi üzerine hükûmetin güvenlik amacıyla Moskova'ya taşınmasıyla tarihî şehir yeniden başkent oldu. Bolşevik komiser Troçki, Almanya'nın dayattığı ağır barış koşullarını kabul etmeyince uzlaşma sağlanamadı. Almanya'nın saldırılarının devrimin kazanımlarını tehlikeye atması, Troçki'nin görevinden azledilmesine sebep oldu. Dışişleri Komiserliğine getirilen Litvinov, Almanya ile yeniden diplomatik görüşmelere başladı. Sovyet hükûmeti barış için Berlin'in istekleri karşısında tavizler vermek zorunda kaldı. Mart 1918'de Belarus'un batı toprakları Almanya'ya bırakılarak Brest Litovsk Anlaşması imzalandı. Almanya'da devrim olacağını uman Lenin, böylece verilen tavizlerin telafi edileceğini ifade ediyordu. 1919'da Berlin'de Sovyet hükûmetinin de desteklediği ve Lenin'in yakın arkadaşı olan Rosa Luxemburg'un öncülüğündeki devrim girişimi başarısız olsa da Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması tavizleri kısmen geçersizleştirdi.
Lenin, I. Dünya Savaşı'nda Avrupa'daki sosyal demokratların çoğunun kendi hükûmetlerinin saldırgan politikalarını desteklemelerini ve hükûmetlerinin savaş bütçelerini onaylamalarını Marksizm'e ihanet olarak değerlendirdi. Bu nedenle Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin adının Komünist Parti olarak değiştirilmesini önerdi. Bolşevik liderin önerisi Mart 1918'de kabul edildi ve parti resmî olarak Rusya Komünist Partisi adını aldı.
Rusya'da devrim başarıya ulaşmasına rağmen Bolşevikler, Merkezî Rusya (Avrupa Rusyası) dışında özellikle toprak aristokratlarının yoğun olduğu kırsal bölgelerde yeterince güçlü değildi. 1918'de Çar yanlısı generaller, Birleşik Krallık, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'nden aldıkları maddi ve askerî destekle Bolşeviklere karşı saldırıya geçtiler. Lenin'in emperyalist savaş sırasında Çar ile diğer İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli paylaşım anlaşmalarını açıklaması Rusya'nın eski ortaklarını zor durumda bıraktı. Zaten müttefiklerinin savaştan çekilmesine karşı çıkan ve komünizmin kendi ülkelerinde de yayılmasından korkan emperyalist devletler gizli anlaşmaların da açıklanmasıyla Bolşeviklere karşı savaşmak üzere asker sevkiyatına başladılar. Bolşevikler bir yandan Anton Denikin, Aleksandr Kolçak, Pyotr Vrangel gibi monarşi yanlısı generaller ve onların müttefiki dış mihraklarla, diğer yandan fırsattan istifade ederek toprak kazanma amacıyla Rusya'yı işgale başlayan Romanya, Polonya ve Japonya ile mücadele etmek zorunda kaldılar.
Lenin bu saldırılar karşısında Kızıl Ordu'yu örgütledi. Silahlı Kuvvetler Halk Komiseri olan Lev Trotski cepheye giderek Beyazlara karşı mücadeleyi organize etti. İçerideki karşı-devrimcilerle mücadele etmek için de Çeka kuruldu. Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin ilk istihbarat ve gizli servisi olan Çeka'nın kurucu önderi Feliks Dzerjinski de devrimi sabote etmeye çalışanlara ve devlet dairelerine sızan rejim düşmanlarına karşı sert tedbirler aldı. Ancak monarşi taraftarları Bolşevik hükûmetini devirebilmek için Beyaz Terör hareketlerine giriştiler. Bunun üzerine özgürlükler geçici olarak kısıtlandı ve "Savaş Komünizmi" olarak adlandırılan bir dönem başladı. 1918 yazında saldırılar şiddetlendi. Almanya ile yapılan anlaşmayı bozarak Rusya'yı yeniden savaşa sürüklemek amacıyla Alman Büyükelçisi Wilhelm von Mirbach temmuz ayında düzenlenen bir suikastla öldürüldü. 30 Ağustos 1918'de ise Fanya Kaplan adında bir teröristin düzenlediği suikast Lenin'in ağır bir biçimde yaralanmasına sebep oldu. Ancak o gün Kuzey Komünü Bolşevik Komiseri Moisei Uritski öldürüldü.
İç savaş döneminde Beyazların Sovyet hükûmetini devirebilmek için Batılı emperyalistlerle iş birliği yapmaları ve Batılı askerî birliklerin Rusya'yı işgaline izin vermeleri toplumda infial yarattı ve tarafsız kitlelerin de Kızıl Ordu'ya katılımında etkili oldu. Bunun da etkisiyle 1919 yılından itibaren Bolşevikler Beyaz Terör'ü yenmeyi ve monarşi yanlısı beyaz orduları geri püskürtmeyi başardılar. Anti-komünist birliklerin düzensiz hareket etmesi ve Sovyet hükûmetine desteğin artması üzerine daha fazla kayıp vermek istemeyen ABD, Fransa ve İngiltere'ye ait askerî birlikler 1920 yılında Beyaz komutanları yalnız bırakarak ülkeyi terk ettiler. Desteksiz kalan monarşi taraftarı generaller de ülkedeki Beyaz askerleri kaderine terk ederek kaçmaya başladılar.
Bolşevikler hem enternasyonalist politikanın gereği olarak hem de rejimi güvence altına almak için sosyalizmin yayılmasını gerekli görüyorlardı. Bu amaçla 1919'da devrimin tüm dünyada yayılmasına öncülük edecek Komünist Partileri bir araya getiren III.Enternasyonal kuruldu. İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz ve daha pek çok Avrupa ülkesinde Komünist Partiler kurularak Komintern'e katıldı ve sosyalizmin yayılması için dünya genelinde örgütlü bir mücadele başladı. Ancak Bolşevikler bununla da yetinmeyerek, Macaristan ve Almanya deneyimlerinin başarısızlığının da etkisiyle amaçlarının kısa vadede gerçekleşmemesi olasılığını dikkate alarak, uluslararası politikada en azından Sovyet rejiminin kapitalist saldırılar karşısında güvenliğini temin etme amaçlı, sosyalizmi kabul etmeseler de bazı devletlerle işbirliğine gideceklerdir. Böylece emperyalist saldırganlığın itici gücüyle ortak düşmana karşı ortak amaçlar doğrultusunda Türkiye gibi bazı devletlerle ittifak yapmaktan çekinmeyeceklerdir.
Sovyetler Birliği'nin kurulması
1921'de Bolşevikler iç savaştan zaferle çıkarak tüm Rusya'da otoriteyi sağladılar. Beyaz Rusya, Ukrayna, Orta Asya ve Transkafkasya'da da Bolşevikler muhaliflerini bertaraf etmeyi başardılar.
1922'de savaş döneminde mecburi olarak kabul edilen sıkı politik ve ekonomik önlemler kaldırıldı. Lenin'in belirlediği ve Nikolay Buharin'in önemli ölçüde katkıda bulunduğu yeni ekonomik atılımları içeren NEP (Novaya Ekonomiçeskaya Politika/Yeni Ekonomi Politikası) kabul edildi. Toprak aristokratlarının sabotaj faaliyetlerine, kolektif çiftlikleri yağmalayarak üretimi düşürme çabalarına, karaborsacılık ve kasıtlı kıtlık yaratma girişimlerine karşı önlem amacıyla köylülerin serbest ticaret yapmalarına izin verildi. NEP emperyalist savaş ile iç savaşta daha da sarsılan ekonominin kısa sürede toparlanmasını sağladı.
1922 yılında devletin federal yapısı konusunda tartışmalar yaşandı. Milliyetler Halk Komiseri olan Stalin tüm cumhuriyetlerin Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde özerk nitelikte teşkilatlanmaları gerektiğini savunuyordu. Lenin buna şiddetle karşı çıkarak tüm cumhuriyetlerin eşit statüde, egemenlik haklarının korunduğu birleşik bir federasyon planı hazırladı. Plana göre her cumhuriyetin birlikten ayrılma hakkı vardı. Sonunda federasyonun oluşturulmasında Leninist ilkeler kabul edildi.
30 Aralık 1922'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin, Beyaz Rusya SSC, Ukrayna SSC, Orta Asya ve Kafkas cumhuriyetleriyle birleşmesiyle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen kuruldu.
Lenin döneminde Sovyetler Birliği (1922–1924)
1917 yılında ilk sosyalist hükûmeti kurmayı başaran ve bu hükûmeti yaşatabilmek için zorlu koşullarda bedel ödemek pahasına da olsa mücadele veren Vladimir Lenin iç savaşın bitimiyle birlikte enkaz halindeki ülkeyi yeniden inşa edebilmek için sosyalist ilkelerden kısmen taviz vererek NEP'i uygulamaktan çekinmedi. Enerjinin ülke kalkınmasındaki önemini belirten Lenin ekonomik politikaların da buna göre uygulanması gerektiğini savundu. Tarım ile sanayinin modernize edilmesinin önemini vurgulayarak, tarımda ilkel yöntemlerin derhal terk edilebilmesi için güçlü bir sanayi hamlesine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Uluslararası alanda ise sosyalist devrimlerin yaygınlaşması için özellikle batılı sosyalist partilere destek vermekten çekinmeyen Lenin, Almanya'da 1919 yılındaki Spartaküs hareketinin başarısızlığı üzerine mücadelenin yönünü sömürge altındaki ülkelere çevirdi. Dünyanın pek çok yerinde emperyalist hegemonya altındaki halklara bağımsızlık çağrısı yaptı. Bu çağrı Moğolistan, Çin gibi bazı ülkelerde sosyalizme eşdeğer girişimlerle, Türkiye, Hindistan gibi bazı ülkelerde ise ortak amaçlar doğrultusunda karşılık buldu. Ancak bu mücadelelere verilen destek batının Sovyet hükûmetine yönelik tepkisini de kaçınılmaz kıldı.
1922 yılının Mayıs ayından itibaren sağlığı bozulan Lenin, vasiyetname olarak kabul edilen ünlü notlarını yazdırdı. Bu vasiyetnamede Komünist Parti'de önde gelen mücadele arkadaşlarının olumlu ve olumsuz yönlerini sıralayarak çeşitli uyarılarda bulundu. Partinin iki önemli ismi Stalin ve Trotski arasındaki çatışmanın tehlikesini vurgulayan Lenin, 1922 yılında Komünist Parti Genel Sekreteri seçilen Yosif Stalin'in yetkilerinin daraltılmasının gerekliliğini sebepleriyle birlikte açıkladı. Ancak Mart 1923'te felç olan ve konuşamaz hale gelen Lenin resmî liderliğini sürdürse de politikadan uzaklaşmak zorunda kaldı.
SSCB'nin siyasal ve ekonomik temellerini atarak dünyadaki ilk ve en büyük sosyalist devleti kuran Lenin 21 Ocak 1924'te öldü. Devrimin liderinin ölümüyle ülkede bir hafta sürecek yas ilan edildi. Birkaç günde 1 milyon insan Lenin'in naaşı önünde saygıyla eğildi. Lenin'in naaşı tahnit edilerek, 27 Ocak 1924'te düzenlenen büyük bir cenaze töreniyle Moskova Kızıl Meydan'da bulunan Lenin Mozolesi'nde daimi istirahatgahına konuldu.
Josef Stalin dönemi (1924–1953)
Lenin'in ölümünden sonra bir süre ülke onun istediği gibi kolektif iktidar (troyka) tarafından yönetildi. Ancak birlik ve beraberlik yönünde verilen onca demeç partideki rekabeti gizlemeye yetmedi. 1922'de Komünist Parti Genel Sekreterliğine getirilmiş olan Stalin bu yetki ile troyka içerisinde ön plana çıkmaktaydı. Zaten asıl rekabet de Kızıl Ordu'nun önderi Lev Trotski ile Milliyetler Halk Komiseri Josef Stalin arasında yaşanmaktaydı. Özellikle izlenecek ekonomik politika konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Lenin dönemindeki ekonomik politikanın belirlenmesinde etkili olan Buharin ısrarla NEP'i savunurken kimi Bolşevikler de hızlı bir şekilde kolektivizasyona geçilmesini savunuyordu. Stalin ise ilk başta bu tartışmalarda hakem rolü üstlenerek iktidarda daha geniş destek sağlamaktaydı. Önceleri Trotski'ye karşı Stalin ile uzlaşmaya çalışan Grigoriy Zinovyev ve Lev Kamenev 1925 yılında saf değiştirerek muhalif cepheye geçti. Ancak bu süreçte Stalin, partideki nüfuzunu kullanarak Kliment Voroşilov ve Vyaçeslav Molotov gibi destekçilerini önemli makamlara getirdi ve gücünü pekiştirdi. Partinin etkili isimleri Zinovyev ve Kamenev saf değiştirmişti ama Kızıl Ordu'nun lideri Trotski de Politbüro'dan ihraç edilmişti. Trotski, 1927'de Kazakistan'a sürgüne gönderildiğinde Stalin partinin ve ülkenin lideri konumuna gelmişti. Buharin'in savunduğu NEP'in gerekli iyileştirmeyi sağladığı savıyla sosyalizm için gerekli olan kolektif ekonomiye geçilmesi kararı alındı.
1924'te birleşik cumhuriyetlere ve Leninist ilkelere uygun yeni anayasa kabul edildi. Anayasal düzenlemeyle oy hakkı, işçi sınıfına ve kolektif köylüye verildi.
1927'de Tüm Birlik Sovyetleri Beşinci Kongresi'nde SSCB'nin ulusal ekonomik gelişimini sağlayacak olan Birinci Beş Yıllık Plan hazırlanarak kabul edildi. Sanayi ve tarım alanlarında tek tek belirlenen planın ilkeleri ülkenin hızlı bir şekilde kalkınmasını hedefliyordu. Lenin'in enerjiyi kalkınmanın temeli olarak kabul ettiği komünizm Sovyet iktidarı ve elektrifikasyonla sağlanır sözüne dayanarak enerji yatırımlarına önem verildi. Sanayinin ihtiyacı için ülkenin pek çok yerinde hidroelektrik santralleri kuruldu. Endüstriyel alanda ağır sanayiyi güçlendirme hamlelerine öncelik verildi.
Tarımda kulakların (büyük toprak sahibi zengin köylüler) tasfiyesi ve tüm toprakların kolektifleştirilmesi kararı alındı. Topraklar kolhoz ve sovhoz olarak ikiye ayrıldı. Kolektif köylü tarımsal üretimin büyük kısmını devlet mülkiyetindeki kolhoz ve sovhozlar üzerinde yaparken, her çiftçiye yasalarca belirlenmiş toprak mülkiyetini özel tasarrufunda işleme hakkı verildi. Bu, devrim öncesinde toprakların büyük kısmının mülkiyetine sahip az sayıda aristokratın tasarruf hakkıyla kıyaslandığında çok daha adil kabul edildi. Sanayi hamleleri henüz yeni atılmakta olduğundan tarım için gerekli olan makine ihtiyacında da ithalat yoluna gidildi. Bu nedenle ilk etapta İngiltere'den ithal edilen traktör araçlarıyla ilkel tarımdan modern üretime geçme konusunda da önemli bir adım atıldı. Ancak özellikle Ukrayna'nın batısında toprak aristokratları kolektifleştirmeye karşı gelerek kasıtlı olarak tarımsal verimi düşürme amacıyla sabotaj faaliyetlerine giriştiler. Traktör istasyonlarını yağmalayarak, kolektif çiftlikleri yaktılar. Bu durum hükûmetin sert tedbirler almasına sebep oldu. Böylece Birinci Beş Yıllık Planın hedeflerine dört yıl üç ay gibi bir sürede ulaşıldı.
1933'te başlatılan İkinci Beş Yıllık Plan döneminde SSCB'de 4500 fabrika ve enerji tesisi yapılarak hizmete açıldı. Üçüncü Beş Yıllık Planın 1938-1941 arasındaki döneminde 3000'e yakın sanayi tesisi kuruldu. Böylece II. Dünya Savaşı öncesi planlı dönemde 9000 dolayında büyük ölçekli sanayi tesisi açılmış oldu. 1940 yılı sonunda SSCB ağır sanayi üretimi 1913'tekinin 12 katına ulaştı. Sovyetler dünyanın üç büyük ekonomisinden biri oldu.
Tarım alanında Birinci Beş Yıllık Planın uygulandığı dönemde kolektif normlara uygun olarak 210.000 kolhoz oluşturuldu. II. Dünya Savaşı öncesinde tarımsal üretimin modernizasyonu için gerekli olan 6000'e yakın makine ve traktör istasyonu hizmete açılmış ve bu istasyonlarda yarım milyon traktör mevcut hale getirilmişti.